Dilimize Pelesenk Ayetler…

Özellikle kendilerini ‘antikapitalist müslüman’ olarak tanımlayan insanların ve İhsan Eliaçık’ın ağzında pelesenk ettiği bir ayet var. Bugünlerde Ekrem İmamoğlu’nun açıkladığı mal varlığı ile ilgili sosyal medyada gündem olan o ayetten bahsedeceğim.
Bakara Süresi: 219. Ayet:
“…Ve sana ne/neyi infak edeceklerini soruyorlar. De ki: Artanı…” (Bazı çevirilerde ‘İhtiyaçtan arda kalanı/ İhtiyacından fazla olanı)

Meallerin neredeyse tamamı bu ayeti yukarıdaki gibi çeviriyorlar. Bu ayeti biraz biti kanlanan Müslüman/ dindar/ hacı/ hoca zenginleri dövmek için kullanıyorlar. Tabii ki bunu bazı menkıbelerle de destekliyorlar. Ancak, peşlerine takıldıkları/ işbirliği (tetikçilik) yaptıkları zenginler söz konusu olunca aynı ölçüyü onlar için kullanamıyorlar.

Bu ayetin doğru çevirisi nedir?
‘Artanı’ olarak çevrilen kelime ‘Afv’ kelimesidir. Afv kelimesi Türkçede kullandığımız bir kelimedir. Affetmek. Tolere etmek, bağışlamak anlamında kullanılır. Allah’ın bir ismi de ‘Afuvv’dur. (Çokça bağışlayan)
Eğer verdikleri anlam doğruysa Affetmenin ‘artırmak’, ‘Afuvv’un ise ‘günahları çok artıran’ şeklinde çevrilmesi gerekirdi. Misal: Dua’da söylediğimiz: ‘Ve’fu anna zünubena’ cümlesinde, ‘Bizim için günahlarımızı artır’ demiş olacaktık.

‘Afv’ kelimesinin doğru anlamı ‘tolere edilebilir olanı’ /Sizi zora sokmayacak olanı’ demektir. Örneği; ‘Cimrilik etme. Büsbütün de elini açma’ (İsra: 29)
Herkesin tolere edebileceği miktar aynı olmayabilir. Değildir de. Ve burada bahsedilen Zekat değildir. Genel anlamda ‘Paylaşma’ dır. Bazı insanlar diğergam olur. Kendi ihtiyacından önce başkalarının ihtiyacını önceler. Onun tolere edebileceği miktar fazladır. Cömert olan var. Cimri olan var. Bu ayeti cımbızlayıp yanlış çevirilerden destek alarak Müslüman zengin taşlamak olsa olsa kötü niyettir. Bu konuda bu köşede yazdığım ‘Antikapitalist ayetler ve Eşitlik Farz mıdır’ yazılarıma bakılabilir.

Başka pelesenk ayetler ise Maide: 2 ve 8 ayetleridir. Bu ayetlere ve oradan çıkaracağımız mesajlara da çok ihtiyacımız vardır. Özellikle kutuplaştığımız bugünlerde, ortalığın, karşı kutbun hakkına hukukuna halel getirmekte beis görmeyen, suç ve günah söylemler dile getirenlerden geçilmediği bir dönemde…

Yaygın çevirileri:
Maide süresi 2. Ayet: “Sizi mescid-i haramdan alıkoydukları için bir kavme olan/ duyduğunuz kin sizi haddi aşmaya sürüklemesin”
Maide süresi 8. Ayet: “Bir kavme olan / duyduğunız kin sizi adaletsizliğe sürüklemesin.”

Bu ayetler neredeyse herkesin ezbere bildiği ve sürekli tekrarladığı ayetlerdir. Bu ayetlerin çevirisi tam doğru olmasa da ayetlerden çıkarılan mesajlar doğrudur. Ancak, biraz ayetlerin lafızlarına baktığımız zaman daha derin bir mesaj da çıkarabiliriz. Bu amaçla tarafımdan yapılan anlamlandırmayı sizin ilginize sunuyorum.

Maide süresi 2. Ayet:
“Sizi mescid-i haramdan alıkoyan bir kavmin şenaati (alçaklık) sizi haddi aşmak suretiyle suça/ suç işlemeye (cürüm kelimesinin fiil hali) sürüklemesin”
Maide süresi 8. Ayet:
“Bir kavmin şenaati (alçaklık) sizi adaletten ayırmak suretiyle suça/ suç işlemeye sürüklemesin. Adil olun… Bu takvaya daha yakındır”

  1. Ayetlerde ‘sizin kininiz’ olabilecek bir tamlama yoktur. ‘Şenean’ (M. Akif’in şiirinde kullandığı bir kelime. Şenaat: Alçaklık/ Aşağılık) kin ise -ki değil- bu durumda ‘bir kavmin kini’ şeklinde çevrilmeliydi. Karşınızdaki insan alçaktır diye ‘her yol Mübah’ diyerek suçlu durumuna düşmeyin.
    2. ‘Vela yecrimenneküm’ türkçeye de ‘cürüm/ mücrim’ türevi ile geçmiş olan bir kelimedir. Cürüm günah değil, suçtur. Mücrim günahkar değil suçludur…

Tevil:
Size karşı suç işleyen düşmanlarınız sizin öğretmeniniz olmasın. (ALİYA Bir rivayete göre Ömer Muhtar  (RA)’dan mülhem)

Vallahü A’lemü bi muradih.
(Allah muradını en iyi bilendir)

İlginizi Çekebilir

Başkan Aktaş’tan lösemi hastalarına moral ziyareti

Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, lösemi tedavisi gören hasta çocukları hastanede ziyaret edip, onlara ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir