Fethullaik Diaspora

 

90’lı yıllar T.C. devletinin her kılıkta her tür kötülüğü yapan bir suç örgütü gibi olduğu yıllardı. S. Demirel’in yeniden geri dönüp tüm hıncı ile milletten intikam aldığı yıllardı sanki. Tansu Çiller, Mehmet Ağar, Yeşil, Çatlı, Jitem, Hizbullah.. gibi isim ve örgütlerin sokaklarda insan avladığı, haraç kestiği, katliam yaptığı, köy yaktığı, banka hortumladığı zamanlardır. Gazetecilerin, aydınların, işadamlarının, sıradan insanların sokak ortasında öldürülmesi vak’ayi adiyedendi.

 

Uğur Mumcu devletin saklamaya çalıştığı ‘Suç Örgütü’ yüzünü gören ve yazıları ile göstermeye çalışan bir gazeteci- aydındı. Bir sabah evinin önünde arabasına konulan patlayıcı ile öldürülmüştü. Uğur Mumcu cinayetini kimin işlediği bugüne kadar hala belli olmamışsa da Katilin ‘İslamcı’lar, Dinci teröristler, İslamcı İran gizli servisi, Şeriatçılar olduğu hemen ilan edilmişti. Sokaklar ‘Kahrolsun Şeriat’ ‘Türkiye Laiktir laik kalacak’ sloganlarını atan nümayişçilerle dolmuştu. ‘Hazırmış zaten duvar sıkılmış bir yumruğa’ misali ihtiyaç duyulan katil bulunuvermişti hemen. Sokaklarda katili ilan eden bu afyonlanmış kitle Mumcu’nun gerçek katillerinin bulunamamasının en önemli müsebbipleridir belki de.

 

Aynı yıllarda Sivas’ta Madımak otelinde 35 kişi diri diri yakılarak öldürülmüştü. Aziz Nesin’in da katılımıyla yapılacak olan ‘Pir Sultan Abdal’ şenlikleri için Sivas’ta bulunan aydın ve yazarlardan çoğu hala kimin çıkardığı belli olmayan bir yangında hayatlarını kaybetmişlerdir. Sivaslı Müslümanlar, Aziz Nesin’in, o günlerde Dünyanın her yerinde, Müslümanların sokağa dökülmesine sebep olan, Hz. Muhammed’in özel hayatına hakaret eden, ‘Şeytan Ayetleri’ kitabını Türkçeye çevirip yayınlayacağına dair provakatif açıklamasını protesto etmek için toplanmışlardı. Kuşkusuz toplanan halkın otel yakmak, alevi öldürmek gibi bir niyetle toplandıklarını söyleyemeyiz. Ancak Mumcu cinayetini hemencecik çözüp suçluyu ilan ve infaz eden ‘Diaspora’ burada da aradıkları suçluyu bulmuş ve ilan etmişlerdir. Kameralardan tespit edilen göstericilerden bazıları oteli ve insanları yakmakla suçlanmış ve o kişiler senelerce cezaevinde yatmışlardır.

Otel yakmak, insan öldürmek gibi bir niyetle gitmedikleri bir gösteriden 35 kişinin katilleri olarak hayatlarına devam ettiler. Diaspora için ‘gerçek katil kim’ sorusunun hiçbir anlamı yoktur. ‘İhtiyaç duyulan katil’ bulunmuş ve algı operasyonu başarıya ulaşmıştı nasıl olsa.

 

Yukarıdaki olaylara benzer çok olay daha yaşandı bu ülkede. Bahsi geçen ‘Laikçi Diaspora’ sayesinde her defasında ‘İran’ ‘aşırı dinci örgütler’ ‘Laiklik düşmanları’ yapmıştır refleksi devreye girmiş ve olaylar çözülemeden kapanmıştır. Yazının en başında bahsettiğim devletin ‘suç örgütü yüzü’ bu Laikçi Diasporayı her zaman yedeğinde, yanında hazır ve nazır bulmuştur. 28 şubat darbesinin yandan çarkçılığından, darbeci, ergenekoncu paşaların önderliğindeki bayrak yürüyüşlerinin gönüllü figüranlığına.. her türlü algı operasyonun yedek lastiği olmuşlardır.

 

Bunları neden yazıyorum:
Bugünlerde yine benzer bir yargısız infaz olayı yaşanıyor ülkede. Dünyada bilinen en radikal İslamcı örgütlerin dahil, tüm Müslümanların aralarına mesafe koyduğu ‘nesebi gayri sahih’ bir vahşet çetesinin yaptığı vahşetlerden dolayı Laikçi diaspora yine engisizyon yargıçlığına soyunmuştur. İki farkla. Bu sefer bu diasporaya yalan konusunda üniversitesini kurabilecek kadar uzmanlaşmış Fethullah ve onun yeni partneri bir kısım HDP’liler katılmıştır. Dolayısı ile artık bu diasporanın karşısında durabilmenin imkânı yoktur.

 

Kürt Siyasal hareketinin sırtındaki parazitlerden bir tanesi yalan ve iftirada yeni bir cevahir yumurtlamıştır bile: ‘Bu vahşetleri siz yapmıyorsanız ispat edin’ diyecek kadar zekanın sınırlarını zorlamıştır. Diaspora olarak uydurdukları yalan bilgiye dayanarak tüm dünyaya böyle bir terör örgütünü destekleyenleri izole etmeleri için çağrıda bulunmuştur diğer genel başkan. ‘Biz yargıladık, gelin birlikte infaz edelim. Aksini ispat etseler de onyüzbinmilyon tane açıklama ve delil olsa da ihtiyacımız olan suçluyu infaz etmek diaspora olarak bizim misyonumuzdur’
Küresel emperyalistlerin tam olarak yapmak istediği şey de bu algıdır. Bu algıya inanıp, propagandasını yapanlar da bu egemenlerin dümen suyuna hizmet eden tetikçilerdir. Bu anlamda Işid ile mutfak arkadaşı/ paydaş oldukları söylenebilir. Küresel katillerin’bölgesel istikrar’ projesinin ameleleri…

 

“geç kalmadı savaşa yön vermekten fahişe taburları” (ismet Özel, Savaş bitti)

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Uludağ tamam da diğerleri nerede?

Maddi anlamda zor bir süreçten geçen Bursaspor’da sponsorluk çalışmaları devam ediyor. Futbol kulübüne de verdiği ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir