HaberTürk’teki unvan maçı…

20 Temmuz akşamı Haber Türk’te çok önceden ilan edilen ‘Ebu Bekir Sifil- Caner Taslaman’ın ‘Unvan Maçı’ vardı. Tartışmanın/ Kapışmanın 2 turunu izledikten sonra seviyenin diplerde olduğuna karar verip TV’yi kapattım.

Maç akşamları sosyal medyadaki kimi ‘taraftar’ arkadaşlarım maç boyunca ‘Goolll’ ‘Vursana ‘ ‘bravooo’ ‘Şu adamı oyundan çıkar hocaaa’ ve burada diğer yazamayacağım tezahürat, taktik, küfürler yazdıkları gibi, Hadis konusunda hocaların kapışma akşamında da benzer bir durum yaşandı. Arkadaş listemde hem Taslaman’ın ve hem de Sifil’in taraftarları var. ‘Taslaman mosmor’ ‘Sifil Sidiği içecek mi’ ‘Bakalım bu soruya ne cevap verecek’ ‘Sifil/ Taslaman vurdu ve gooll’ şeklinde paylaşımlar vardı.

Ebu Bekir Sifil taraftarlarına göre Caner Taslaman ‘cahilin teki’ydi. Taslaman taraftarlarına göre ‘Sifil sefil oldu’ ‘Herkes kendindeki ile şımarıp sevinmişti. Herkes kendini galip ilan etmişti.

İslam Düşünce tarihinde ‘Ehl-i hadis – Ehl-i Re’y tartışmaları/ kapışmalarının bir devamını yapmışlardı. Tarihte de bu tartışmaları usul ve adap dairesi içinde kalarak yapanlar olduğu gibi ‘Kördövüşü’ şekline yapanlar da olmuştur. Hadis konusunda temkinli yaklaşanlar veya hadislerin Hz. Peygambere aidiyetine güvenmeyenler ‘Paygamber Düşmanı’ olarak, beri taraftan da Kur’an dışı bir kaynağı referans görenler de şirk koşmakla itham edilmişlerdir. Bu tartışma Müslümanların ve hem de Âlimlerinin iletişiminin ve birbirlerini anlayamamalarının tipik bir göstergesidir.  ‘İmam-ı Azam Ebu Hanife’ bile ‘Hadis düşmanı’ olarak ilan edilebilmiştir. Oysa O ‘El Alim ve-l Müteallim’de şimdiki bazı Hanefilerin de kabul etmediği usulünü şöyle açıklamaktadır:

“Allah’ın Rasûlü (a.s.) Allah’ın Kitab’ına muhalefet etmez!

Allah’ın Kitab’ına muhalefet eden de, Allah’ın Rasûlü(a.s.) olamaz.

Kur’an’a aykırı düşen bir hadisi rivayet eden birini reddetmem ya da yalanlamam, Rasulullah’ı reddetmem ya da yalanlamam anlamına gelmez. Peygamber’den(a.s.) Kur’an’a muhalif hadis rivayet edeni redd, Peygamber’i(a.s.) redd ve onu yalanlama değildir. Bu ancak Peygamber’den (a.s.) batıl rivayet eden kimseyi reddir. Töhmet bu kimseyedir. Suçlama varsa eğer, Resul için değil, o haberi nakleden için geçerlidir. Resul’ün dile getirdiği her sözün, biz işitmiş ya da işitmemiş olalım, başımız ve gözümüz üstünde yeri vardır. Biz onlara inanır ve onun tarafından söylendiğine şahitlik ederiz.

Ve yine şehadet ederiz ki, O Allah’ın nehyettiği bir şeyi asla emretmez! Allah’ın bağladığı bir şeyi koparmaz. Allah’ın tavsif ettiği bir şeyi, başka şekilde tavsif etmez. Şehadet ederiz ki, O bütün işlerinde Allah’a muvafıktır. Bidat olacak bir şey yapmamış ve Allah’ın sözüne bir şey katmamıştır. Zorlayıcılardan olmamıştır. Bu yüzden Allah; “Kim Rasûle itaat ederse, Allah’a itaat etmiş olur. (Nisâ: 4/80)” buyurmuştur?

Şayet Peygamber(a.s.) Kur’an’a muhalefet etse ve Allah’a karşı haktan başka bir şey söyleseydi, Allah Teâlâ: “Eğer, Peygamber (a.s.) bize karşı olarak Kur’an’a bazı sözler katmış olsa idi, biz onu kuvvetle yakalardık, sonra onun şah damarını keserdik de hiçbiriniz de ona yardımcı olamazdınız? (Hâkka: 44-47. Ayetler)” kavline uygun olarak onu kuvvetle yakalardı ve şah damarını keserdi. Eğer bir kimse, “Peygamber’in(a.s.) her söylediğine inanıyorum, çünkü Nebî hakkın dışında konuşmaz ve Kur’an’a muhalefet etmez?” derse, bu onun Peygamber’e(a.s.) inandığını ve Peygamber’i(a.s.) Kur’an’a muhalefetten tenzih ettiğini gösterir.”

(Ebû Hanîfe, el-Alim ve’l-Müteallim, 26-27.)

 

“Sözü dinleyip, en güzeline uyan kullarımı müjdele” (Kur’an)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

PKK Avrupa ve ABD’yi terörle korkutuyor

Türkiye’nin terör örgütlerine karşı başlattığı operasyon ABD ve Avrupa’da korku yarattı. Bu korkunun nedenini açıklayayım; ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir