Haso’nun, Memo’nun kıyamı

Son yüzyıl içinde rahmetli Mehmet Akif Ersoy’un İslam ve Müslüman eleştirilerinden daha

sert ve ağır eleştirileri yapan hiç kimse çıkmadı desem abartılı bir iddiada bulunmuş olmam

sanırım.

“Müslümanlık nerde… bizden geçmiş insanlık bile,

Alem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile,

Kaç hakiki Müslüman gördümse hepsi makberdedir,

Müslümanlık bilmem amma, galiba göklerdedir.” den tutun, Müslümanlık adına yaşanılanın

bir ‘Ucube’ olduğunu söylemeye kadar..

Müslümanların ‘Hüda’yı kendilerine kul edip, kendilerini Hüda’ kılmalarından, hadislere

‘binlerce herze’ nitelemesine kadar…

Bütün bu eleştirilerine rağmen M.Akif İslamcı/ Müslüman/ Dinci/ Aydın vasfını kaybetmemiş

ya da bu şekilde nitelendirilmekten beri olamamış/ olmamıştır.

Çünkü M. Akif tüm eleştirilerini Müslümanların arasından/ içinden ve hatta cami

kürsüsünden yapmıştır. Bütün epistemolojik, psikolojik, sosyolojik, ahlaki sapmalarına karşın

düşmanca davranmamış, ne söyleyecekse bizatihi kendilerine, kendini de içine katarak

söylemiştir.

Çok azını istisna edersek bu ülkenin en dindar ve en yenilikçi Müslümanları Akif’in

söyledikleri için ‘Doğru söylüyor, doğruya doğru’ demişler ve O’nu kendilerinden

saymışlardır.

O bizden biriydi, halkın çocuğuydu. Yerliydi.

Bugün Akif’in ‘Asımın Nesli nesilmiş gerçek’ dediği neslin devamı olan insanlar O’nun

eleştirdiği noktalardan çok uzaktadır bence. Aynı eleştirileri/ benzer eleştirileri bugün de

yapmaya devam ettiğimize göre çok ta mesafe alabilmiş değiliz belki de. Ve hatta o gün

O’nun söyleyebildiği bazı şeyleri bugün düşünemediğimizi/ söyleyemediğimizi de söylemek

mümkün.

Bütün bunlara rağmen o nesil’çiğnetmedi namusunu çiğnetmeyecek’ gibi görünmektedir.

Çok badireler atlattı. Çok acılar çekti, ama küllerinden doğma becerisini hiç kaybetmedi.

Jakoben tek parti dayatmacı kültürel soykırımdan kurtarabildikleri ile kendine/ değerlerine

yabancılaşmamayı başardı. İlk fırsatta verilmesi gereken dersi verdi.

Serbest seçimleri bir halk ihtilali yapar gibi yapmayı becerdi her defasında. Yaptıkları

seçimleri beğenmeyip masayı deviren darbecilere her darbe sonunda yeniden geleneksel

Osmanlı tokadını indirmekten vazgeçmedi.

Darbeciler darbelerden Asımın Nesli (Hasolar- Memolar) halk ihtilalinden/ Osmanlı tokadı

sallamaktan bıkmadılar. Her defasında küllerinden büyüyerek doğmayı başardılar.

Son 13 yıldır bu ülkede tüm komplolara, darbe girişimlerine, ihanetlere, kumpaslara rağmen

iktidarda olan, ayakta kalan çoğunluğu bu neslin devamı olarak görüyorum. Yaşadığımız 13

yıl Asımın Neslinin fena halde uyku kaçırdığı bir dönem olmuştur.

Küresel emperyalistler ve onların yerli- yabancı işbirlikçilerine rağmen ülkede- bölgede ve

dünyada inatla, dimdik bir durumda varlıklarını hissettirmekten çekinmemişlerdir.

Küresel emperyalistlerin tetikçi örgütlerine ‘one minute’ler çeken, ‘dünya 5’ten büyüktür’

diye meydan okuyan, ‘Hiç kimse bize rağmen bölgemizde proje yapamaz’ diye ayar veren bir

özgüvene ulaşmışlardır.

Birkaç yüz milyon dolar borç almak için küresel sömürgecilerin kapısında dilenci olmaktan,

sadece mülteciler için 5 milyar doları gözünü kırpmadan harcayabilen, tüm mazlumların

umudu bir ülke ekonomisi inşa ettiler.

1 Kasımda tüm Haso ve Memolar sandık başına gidecek ve eminim çiğnetmediği namusunu

bir kere daha çiğnetmeyecektir.

Ben de tüm eleştirilerimi saklı tutarak düşmanlarının ‘iç savaş’ dediği, benim ‘Asımın

Neslinin Hasoların ve Memolarının varoluş savaşı’ dediğim kıyama katılacağım.

Kıyamımız şimdiden mübarek olsun.

 

 

İlginizi Çekebilir

Tek geçer akçe güçtür…

Türkiye, tarihte de olduğu gibi yaşam hakkına kast eden alçaklara şimdi anladıkları dilden yanıt veriyor. ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir