Hazreti’ler Şimdi Neden Olmuyor?

Din Kültürü dersimde ‘Peygamberlere İman’ konusunu işlerken çocuklara soru soruyorum:
“Mahallenizde, ilinizde, tanıdığınız ve sevdiğiniz, iyiliğinden emin olduğunuz bir insan, bir arkadaşınız, bir komşunuz, bir gün ‘Allah’tan Mesaj alan bir elçi, bir Peygamber’ olduğunu söylese ne yaparsınız? İnanır mısınız?
Çocukların neredeyse hepsi ‘İnanmam’ ‘deli der geçerim’ ‘daş yok mu daş derim’ diyorlar. ‘Çünkü artık Peygamber gelmeyeceğini biliyoruz’ diye ekliyorlar.

Devamla ‘610 yılında Mekke’de yaşayan bir insan olsaydınız ne yapardınız’ diye soruyorum:
Çok azı ‘mucize göstermesini isterdim, sonra inanabilirdim’ ‘delirmiş olduğunu düşünürdüm, ama yine de dinlerdim’ diyor. Gerisi ‘asla inanmazdım, herkes ne yaparsa onu yapardım. Kalabalığa uyardım’ gibi şeyler söylüyor. ‘Muhtemelen Kur’an’da bahsedilen kötü adamlardan biri gibi olurdum’ diyenleri de var.

‘Gerçek bir peygamberi kötü niyetli bir sahtekârdan nasıl ayırt edebilirsiniz?’ diye soruyorum.
Çok azı ‘Duruşundan, söylemlerinden anlarım’ diyor. Gerisi ‘mucize göstermesini isterim’, ‘sırtındaki mühürden bakardım’ diyorlar.

Peygamberlerin ilk muhatapları bizim için farazi olan bu sorulara/sınava yaşamsal bir risk taşıyacak şekilde maruz kalmışlardır. Peygamberler güç ve para ile şımarmış bir statükocu (Mele’ ve Mutrafun), bağnaz (Kafir) ve zalimlere karşı kıyam etmişlerdir. Dolayısıyla Peygambere iman da aynı statükoya karşı Peygamberin kıyamına destek olmuş bir taraftar olmak anlamına geliyordu. Sadece ‘Zahid bir Vaiz’in vaazlarını dinleyip kendi halinde, kendi dünyasında kalmıyorlardı. O Peygamberin kurtarıcı liderliğinde statükoya/ bağnazlara karşı canı ve malı riske atabilecek bir başkaldırı anlamını taşıyordu. Dolayısıyla Sahabi olmak evvela Hz. Peygamberin ‘Politik Taraftarı’ olmak demekti

Yoksa Hz. Peygambere parça parça gelen Vahyleri ve hadisleri belli aralıklarla öğrenip/ dinleyip, hayatına aktarıp, ‘Bunları yaşadım, gerisini almaya geldim’ düzeyinde bir ittiba söz konusu değildir.

Peygamberlerin çağrısının özü ‘Allah’tan sakının ve bana itaat edin’ dir. Allah’ın son Beşer- Elçisi de kendinden çok daha güçlü statükocu bağnaz otoritelerden hiç korkmadan, hiçbir çıkar hesabı yapmadan halka liderlik ve önderlik yapmıştır.
O’nun sahabileri de: “O’na inananlar, destek olup savunanlar, yardım edenler ve O’nunla birlikte inen Nur’a tabi olanlar, işte kurtuluşa erenler bunlardır” (Araf:157) dır.

İmdi,
Hz.Peygamberin vefatından sonraki ‘Mümin’lerin O’na tabi olmaklığı/ itaat etmekliği ‘O’nunla birlikte inen Nur’a tabi olmaklık’ düzeyindedir. O’nunla birlikte inen Nur’a O’^nun ve ashabının tabi olduğu gibi tabi olmak… O’nunla birlikte inen Nur’un ‘Muhtevası’ ile ilgili (Kur’an- hadis) tartışmalar bu gerçeği çok fazla değiştirmiyor.

Örneğin: Ahzap (56) süresinde geçen “Allah ve melekleri Nebi’ye salat ediyorlar. Siz de O’na salat edin ve O’na tam bir teslimiyet ile teslim olun” ayetini Peygamberlerle muasır insanların yaşadığı gibi nasıl yaşayabilirler?

Ya ‘Allah’tan O’na salat etmesi için dua etmek’ (Salat-ü selam getirmek) şeklinde olacaktır ve oluyordur. (Allahım sen Muhammed(AS) e ve ailesine salat et)
Ya da salatın destek olmak anlamına geldiğini, O’na destek olmak ve tam bir teslimiyetle teslim olmak şeklinde olacaktır.
Her ikisi de muasır ashabının yaptığı gibi olamayacağı açıktır.

Ben şunu sormak istiyorum:

Peygamberlerin ‘Kurtarıcı Lider’lik misyonları sona mı erdi? Allah’ın desteklediği ve bizim de destek olmayı ve tam teslimiyetle teslim olmamızı beklediği Peygamberin ‘Kurtarıcı Liderlik’ sünnetini ihya etmemiz gerekmiyor mu? Ya da eski insanların ‘Kurtarıcı Lidere ihtiyaçları vardı. Biz artık rüşdümüzü ispat ettik. Kurtarıcıya/ lidere ihtiyacımız yok’ mu diyeceğiz. Veya sui misalleri emsal kabul ederek, ne geliyorsa başımıza sahte mehdilerden, lider sultasından geliyor mu diyeceğiz?

Bir öğrencimin sorduğu gibi:
‘Hazretiler şimdi neden olmuyor?’

İlginizi Çekebilir

PKK Avrupa ve ABD’yi terörle korkutuyor

Türkiye’nin terör örgütlerine karşı başlattığı operasyon ABD ve Avrupa’da korku yarattı. Bu korkunun nedenini açıklayayım; ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir