Hz. Süpermen’in Bevli

 
“Hz. Muhammed bir yandan, bilindiği gibi, aleyhinde olan kişilerin saldırılarıyla çarpıtılırken, öte yandan bazen de kendini O’nun savunucusu ilan edenlerin sesi en çok çıkanları tarafından eşit derecede çarpıtılıyor. O’nun hakkında yazılmış olan milyonlarca kelime O’nu açığa vurduğu kadar, belirsizleştiriyor da” Bu sözler Hz. Muhammed hakkında ‘İlk Müslüman’ ismi ile kitap yazan Lesley Hazleton’a aittir.
Bu cümleleri okuyunca aklıma birçok Müslüman’ın evinde de bulunan 12 ciltlik ‘Sevgili Peygamberim’ ansiklopedisi geldi. Okuyan var mıdır bilmem, ama birçok bölümünü okudum. Biraz abartılı olacak, ama kitap hakkındaki kanaatimi şu şekilde ifade etmiştim: “Bir tek adını doğru yazmışlar”
Allah’ın tüm Hakk elçileri ‘Cahiliye’ (Dogmatizm/ Bağnazlık) nin kör bataklığında debelenen ve bu bataklıkta mutlaklaştırdıkları (değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek) değerleri/ töreleri/statükoyu (Put) kendilerine dayanak kılan para ve güç sahiplerine karşı Evrenin Sahibi adına korkusuzca dikilmiş ve gerçek bir mücadele verme cesaretini göstermiş aktivistlerdir. Bu insanlar risaletleri öncesinde de toplumlarının ve dönemlerinin ‘El’Emin’leri olmayı başarmış cesur ve ahlaklı/ dürüst insanlarıdır. Bu Emin oluş basit bir ‘Güvenilirlik’ ten daha fazla anlam ifade etmektedir. El’Emin olan kişiler kendileri ‘İYİ İNSAN’ oldukları gibi yaşadıkları toplumun insanlarının da ‘İyi’ olmaları için fedakarca çalışmalar yürüten ‘AKTİF İYİ’lerdir. Toplumlarında, zulme uğrayan her mazlumun yardım isteyebileceği bir ‘Güvence’dirler.
El’Emin olan bu insanlar bu emin oluşu standart insani özellikleri (Fıtrat) en iyi şekilde kullanmayı başararak elde etmiş ve iyi insan olmanın ve iyi insan kalmanın savaşımını vermişlerdir. Diğer insanlardan farklı/ ekstra özelliklerle donatılmış insanüstü/ Süpermenler değillerdir. ‘Bizim gibi Beşer’dirler. Bu nitelikleri ile diğer insanlara zımnen şunu söylemektedirler:
“İyi, dürüst, güvenilir, cesur insan olmak her insan için mümkündür. Tüm insanlar sahip oldukları ‘Fıtri’ özelliklerini doğru bir şekilde kullanarak bunu başarabilir. Bunu başarmak için insanüstü özelliklere sahip olmanız gerekmiyor”
Kur’an da Peygamberlerin ağzından defaatle: “Ben de sizin gibi bir beşerim” Ya da “De ki ben peygamberlerden bir türedi/ bid’at değilim” dedirtmiştir. Peygamberlerin en büyük ve asıl mucizesi ‘Bizim içimizden bir beşer’ olduğu halde ‘kelle kesen baş kaldıran’, kendilerini ‘Arzın sahipleri’ gören egemenlere tek başlarına bile olsalar direnmekten korkmamaları, uğradıkları tüm işkencelere, hakaretlere/ baskılara rağmen asla pes etmemeleridir. Kısacası “Çılgın Cesaretleri” ve ‘Sabr’ (Dik duruş/ Direniş) larıdır.
Kabul etmek gerekir ki, Peygamberlerin bu korkusuz- çılgın cesaret ve sabırları örnek alınması zor hasletlerdir. İşte tam olarak ta bu sebepten dolayı onların sahip oldukları bu duruşun ‘İnsani/ beşeri’ özelliklerle başarılamayacak bir şey olduğunu iddia edegelmek ucuz kahraman takipçilerinin en büyük kaçamağıdır. ‘O’nların kalplerinin kötülüğe yatkınlıklarının temizlendiğini, özel niteliklere ve donanımlara sahip olduklarını, dolayısı ile Peygamberlik öncesi Ahlaki performanslarının kişisel çaba ve gayretlerinin ürünü olamayacağını söyleyerek topu taca atma telaşına düşmüşlerdir. Bunu da Peygamberleri herkesten daha fazla kutsama adına yapmışlardır. Buna ben ‘Kutsayarak Dışlama’ diyorum.
‘Hiç kimse O’nun gibi asla olamaz’ iddiası zımnen O’nun mesajının ve örnekliğinin bir ‘Ütopya’ olduğunu kabul etmektir. O’ların Ahlakı, Erdemi, Hakk’ı en söylenemeyecek yerde ne pahasına olursa olsun söyleyebilme cesaretini örnek alamayacak tırsak ve oynak karakterler ‘O’nların saç-sakal suyu, sidiği, büyük abdesti, teri gibi -O’nlara özel olmayan- biyolojik atıklarını eşelemek zorunda kalırlar.

İşin bir de ‘İslamofobi Projesi’nin değirmenine su taşıma yönü’ vardır ki asıl tehdit te budur. Hz. Peygamberi ‘bevlini yatağın baş ucuna bir kaba koyan ve onu alıp içen sahabilere tebessüm eden’ bir karakter olarak anlatmak en az O’nu bir karikatür kapağında çirkin bir şekilde resmetmek kadar büyük bir skandaldır.. Varsayalım ki burada ‘hocaefendi’ diye tabir ettiğimiz zatların bevl ya da misk gibi kokan büyük abdest anlatımlarını karikatüristin biri bir dergi kapağı olarak çizse ne yapacaktık? Bizimkilerini bunu görsel olarak çizmedikleri için kötü bir şey yapmamış mı sayacaktık?
Bütün bu anlatımlar batıda yükselen/ yükselme eğilimi gösteren İslam’ı ‘Deli Saçması bir Din’, Peygamberini ve inananlarını da birer ‘Meczup’ gibi gösterme amacı güden anlatımlardır.
Biz Müslümanlar olarak Allah’ın Hakk elçilerine yönelik tüm bu aşağılayıcı anlatımlara tepkilerimizi çok güçlü bir şekilde göstermeli ve Onları gerçek özellikleri ile öne çıkarıp örnek almalıyız.
Unutmamalıyız ki hiçbir biyolojik atık muhabbeti Allah’ın Nurunu söndüremeyecektir.
Allah’ın tüm Cesur Hakk elçilerine selam olsun.

İlginizi Çekebilir

Korkut Ata’nın mirasına Bursa sahip çıktı

Türkiyat sahasının kurucu ismi Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir ...

Bir yorum

  1. sağol ahmet kardeşim
    bu kiri temizlemeye çalışma gayretini tebrik ediyorum
    bir de yazıların için editöryel yardım alsan iyi olur.
    düşük cümleler-fonetik düzelirse bilimsel bir makale tadında olur.
    Allah c.c. senden razı olsun.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir