İslamoğlu’nun ‘Papuç’u !

20-25 yıl önce yazdığı bir yazıda ‘Atatürk’ü Koruma Kanunu’na göre suç sayılan bir söz söylediğinden dolayı mahkum edilen Mustafa İslamoğlu, hatırladığım kadarıyla mahkumiyetinden sonra ve yine yanılmıyorsam ‘Selam’ gazetesinde yazdığı bir köşe yazısında şunları (yakın şeyler) söylemişti:

Hapiste yatmaktan daha fazla zoruma giden şey, hakkımda dava açan savcının Nur telebesi/ Fethullahi olduğunu öğrenmem idi

İslamoğlu hoca ile ilgili daha sonraki yıllarda da bir ‘çocuk tacizi’ haberi dolaşıma sokulmuş ve kanımca bir itibar suikastına maruz kalmıştı. Kim yayınlamış olursa olsun, hangi mahkemenin hangi kararı/ bilir kişi raporu olursa olsun, bu tür itibar suikastlarının bir fetö marifeti olduğundan adım kadar eminim. O yıllarda Bursa’da Dindar insanların çocuklarının gidebileceği, Fethuşşeytanın okullarına alternatif olabilecek bir okuldaki bir öğretmenle ilgili de böyle bir dedikodu çıkarmış ve itibar suikastı yapmışlardı. Bu konuda çok mahir olduklarını hepimiz çok iyi biliyoruz.

Mustafa İslamoğlu’na karşı yapılan bu itibar suikastlarının en önemli sebebi, O’nun söylemlerinin Fethuşşeytan gibilerinin iğvalarına karşı panzehir olmasıdır. Birçok görüşüne, duruşuna karşı söz söyleyebileceğimiz İslamoğlu’nun ‘Kur’an İslamı’ dediği söylemini/ mesajını/ öğütlerini/ tefsirlerini okuyan insanların Fethuşşeytan gibi birisinin görüş ve yönlendirmelerine kapılması/ sempati beslemesi/ desteklemesi mümkün değildir. Bu yüzden de Fethuşşeytan;  ‘Kur’an İslamı diye bir sapıklık türemiştir’ diye de iğvada bulunmuştur.

Bütün sinsilik ve düşmanlıklarından sonra Türkiye’de Fettöyü Mustafa İslamoğlu’ndan daha iyi tanıyan başka bir insanın olamayacağını düşünmek hakkımız olsa gerektir. Ve hatta Fettö vb. örgütlenmeler ve oluşumları engellemenin/ zayıflatmanın/ halkı kandırmalarının önüne geçmenin İslamoğlu ve hareketinin varoluş sebebi olduğunu bile düşünebiliriz. Yani ‘Mustafa İslamoğlu, Sümükçü, sidikçi, fettöcü sahtekarlar halkları Allah ile kandırmasın’ diye konuşuyor, Bunu kendine temel misyon bellemiştir’ desek abartmış sayılmayız.

Gel gör ki İslamoğlu’nun geçmişte yazdığı/ söylediği, Fethuşşeytan’ı ve hareketini yere göğe sığdıramadığı kimi sözler bugünlerde arşivlerden gün yüzüne çıkarılmaktadır. Tabii ki bu sözleri gündeme getirip, başa kakmak, karalamak niyetinde değilim. Sadece hangi dinamiklerle bunları söylemek zorunda kalmış olabileceğini anlamaya çalışıyorum.
Şöyle söylemiş:

“Devlet bu modern fütüvvet dalgasının önünde durup, ona köstek olmak yerine, destek olmalı ve bu dalgayı yedi iklim- dört köşeye taşımaya aracılık yapmalıdır. Zaten kanaat-i acizanem o ki,bu dalga, önünde duranı bir biçimde aşacak kadar güçlüdür.” (Şahsiyet Yazıları. 2012)
Not: ‘Bu kitap 2012 yılında yayınlanmış olsa da yazı daha eski bir tarihte yazılmıştır’ (Yeni Şafak) şeklinde yapılan bir açıklama var. Elbette doğrudur. Buna karşılık şunu sormak hakkımızdır:

2016’da bu kitabın yeni baskısı yapılacak olsa bu yazı kitaba konur muydu?
Eminim, konulmazdı.
Yani Şu: 2012 de halen bahsi geçen ‘Dalga’nın devletten bile güçlü olduğuna dair inancı devam etmektedir. Oysa Bizim gibi insanlar bile Erdoğan ve ekibinin 2009’da bu örgüte savaş açtığını bilirken, 2011’de bu kavga gün ışığına çıkmaya başlamışken, İslamoğlu’nun hala bu ‘dalga’nın gücünü mutlak olarak algılamayı sürdürmesi büyük bir basiretsizlik ve korkaklıktır.

Hele ki, ‘Siz onun ‘Ayakkabısını yapın da görelim’cümlesi, söylenmesi 30 saniye bile sürmeyen, ama yankısı 50 yıl unutulmayacak bir cümledir.

Her şeye rağmen İslamoğlu ve hareketi/ söylemi/ cemaati (ne derseniz deyin) ‘Hocaları’nın bu güzellemelerine rağmen Fettö ve benzeri sürüleştirici oluşumlara karşı ciddi bir savaşım vermiş ve direnç göstermiştir.

İslamoğlu yukarıdaki sözleri söylemekten öteye geçseydi ve hatta bizzat Fetoşun önünde diz çökseydi bile ardından gidenlerin bu konuda O’na ittiba etmeyeceklerinden adım gibi eminim.

Papuca gelince; Bu halklar Fetto gibi bir adamın papucunu yapamayacak kadar temiz yürekli ve saftır.
Onun papucunu yedi düvelin fahişeleri bir araya gelerek ancak yapabilmişlerdir.
Boru değil, Mustafa hoca haklı.

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Başkan Aktaş ve Bursaspor…

Geçen yıl Süper Lig’den düşen ve bu sezon yoluna TFF 1. Lig’de devam eden Bursaspor’un ...

4 yorum

  1. Başbakan Erdoğan, 13 yıldır ABD’de bulunan Fethullah Gülen’i isim vermeden kastederek ”Gurbet hasrettir. Hasret bedeli çok ağırdır. Biz, gurbette olup, şu vatan topraklarının hasreti içerisinde olanları aramızda görmek istiyoruz. Diyoruz ki, bu sıla hasreti artık bitmelidir, bitsin istiyoruz” dedi. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN Bu Sözü 15.06 2012 Yılında Söylemiş.Siz Yazınızda Mücadele 2009 Başladığını Yazıyorsunuz.Buna Göre Cumhurbaşkanı 2012 Yılında Çok Seviyormuş.Hasretmiş Yollarına.İslamoğluna Çaktığınız Gibi Cumhurbaşkanınada Çakında Samiyetinizi Görelim.Herkesin ÇAKTIĞINA ÇAKMASI KOLAY…

    • Uydurulmus dın tabirini kullanan zat hazreti ademin babası yok der iken mi yoksa anne ve babası var derken mi din uydurmus. Günü birlik ayetlere anlam farkları önununu görmeyecek kişilerin arkasından gidenlere sasiyorum

    • Kamil Bey, Tayyip Erdoğan çıkdı, mertçe, Allâh’dan af ve milletden özür diledi. Peki Mustafa İslâmoğlu, ‘Fethullah Gülen’i Allâh görevlendirmiştir’ meâlindeki sözlerinden dolayı tövbe etti mi, af ve özür beyanında bulundu mu?!

  2. Ahmet Bey, Mustafa İslâmoğlu, 2012’de yayınladığıŞahsiyet Yazıları kitabının önsözünde, “ben bu kitabıma ‘eskimez’ yazılarımı aldım, kitaba aldığım yazıları gözden geçirdim, ilk yayınladığım gibi bırakmadım.” diyor. Yani, ‘bu eski bir yazıdır’ mazereti kesinlikle geçersizdir, Mustafa İslâmoğlu’nun bizatihi kendisi, o kitaptaki yazıların ‘eskimez’ olduğunu söylüyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir