#kadınlariçinadalet

  1. yüzyılın ekmek gibi, su gibi vazgeçilmezi olan sosyal medyanın işlevleri üzerine konuşulması gerektiğini düşünüyorum. Olumsuz etkilerini, depresyona sebep oluşunu, tüketim alışkanlıklarımızı şekillendirişini, yaşam biçimimize nasıl ve ne denli yön verdiğini yazdım durdum. Ama bugün olumlu gibi görünse de gerçekte içler acısı olan bir işlevinden bahsedeceğim. Özellikle Twitter, bu işlevin temel adresi. Adalet arayışından bahsediyorum.

Kadın cinayetleri, hayvana şiddet ve hayvan katli, çocuğun cinsel istismarı. Bu durumlarda adaletin yerini bulmadığı, faillerin serbest kaldığı davalar, vakalar sosyal medyada çeşitli hashtagler ile belirli bir kitleye ulaştırılarak gündeme taşınıyor. Eğer sosyal medya kullanıcılarının etkileşimleri hızla yayılır ve çoğalırsa yerel ve ulusal medyada konu gündeme getiriliyor. Ardından çeşitli siyasiler, devlet büyükleri çıkıp “gereği yapılsın” diyor ve işte o zaman adalet yerini bulabiliyor.

Adaletin yerini bulması, kanunların uygulanması için Twitter’ın devreye girmesi mi gerekiyor gerçekten? Yani şuan durum bu evet ama böyle mi olmalıydı? Kanunların işlemesi için binlerce insan o olay ile ilgili Tweet mi atmalı yani? İşte içler acısı olan tam olarak bu. Her gün öldürülen kadınların yakınları adaleti sağlayacak kanunların işlenmesi için Twitter’dan medet umuyor. İşkence edilen hayvanların haklarını korumayı kendine düstur edinmiş olanlar yine Twitter aracılığıyla seslerini yetkililere duyurmaya çalışıyor.

Kim bu yetkililer? Sistematik olarak hashtaglere Adalet Bakanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, hayvanlarla ilgili konularda Tarım ve Orman Bakanlığı gibi kurumlar etiketlenerek, bu kurumlardaki yetkililerin ‘gereği yapılsın’ denmesi bekleniyor. Öyleyse her şehirdeki adliyeler, savcılıklar, karakollar ne için var? Neden bize adaleti Twitter’dan aratıyorlar ve buna nasıl izin veriliyor. Bu durumu nasıl oluyor da konuşulması gereken büyük bir sorun olarak görmüyor kimse? Ülkede işleyen kanunlar mevcut ancak bunların devreye girmesi için birilerinin mağdur olmuş olması yetmiyor. Mağdurların Twitter’daki etkili kullanıcıların desteğini alması gerekiyor.

Bunu şöyle basit bir örnekle ispatlayayım; Emine Bulut için tüm ülke dehşete düştü ve Twitter’da da diğer tüm medya kollarında da büyük yankı buldu. Çünkü öldürüldüğü ana ilişkin görüntüler sosyal medyada yayınlanmış, çocuğunun gözü önünde öldürülen bir kadının ‘Ölmek istemiyorum’ feryadı binlerce insanın kulağında çınlamıştı. Ülke gündemiyle şekillenen ve aynı zamanda ülke gündemini şekillendiren Twitter’da binlerce insanın bu konu hakkında görüş bildirmesi, faile kin ve nefret kusarken mağdur kadın ile çocuğu için gereğinin yapılmasını istemesinin ardından bakanlar, siyasetçiler, parti yetkilileri, vakıflar, dernekler kim varsa muhakkak Emine Bulut ile ilgili bir görüş bildirdi, acıya ortak olduğunu dile getirdi ki İYİ Partililerin şekil A’daki protesto görüntüsünü görünce, her ‘acıyı paylaşıyorum’ diyene inanmamak gerektiğini de gördüm.

Peki aynı gün, şiddet gördüğü için hakkında uzaklaştırma kararı çıkarttığı eşi tarafından, 3 çocuğunun gözü önünde tam 20 bıçak darbesiyle katledilen Tuba Erkol’u kaç siyasetçi konuştu? Adalet Bakanı çıkıp Tuba Erkol için de Emine Bulut davasına gösterilen hassasiyetin gösterilmesini istedi mi? Tuba Erkol’un faili için de ‘gereği yapılsın’ dendi mi? Twitter gündemi o sıra Emine Bulut cinayetiyle meşgul olduğundan Tuba Erkol gündeme gelemedi. Dolayısıyla kanun mekanizmaları, Emine Bulut için işlediği hızda ve hassasiyette Tuba Erkol için işlemeyebilir.

Ayrıca, takdire şayan bir harekete imza atarak gözü önünde annesi öldürülmüş olan 10 yaşındaki kız çocuğuna –evet Emine Bulut’un kızından bahsediyorum- yaşam boyu eğitim ve psikolojik destek vereceğini açıklayan Milli Eğitim Bakanlığı, aynı gün anneleri, babaları tarafından gözleri önünde 20 defa bıçaklanarak öldürülen çocuklar için de aynı hassasiyeti ve ilgiyi gösterdi mi? Ben böyle bir açıklama görmedim. Halbuki vakalar hemen hemen aynı, iki kadın da eş kisvesine bürünmüş vahşi canavarlar tarafından bıçakla tabiri caizse doğrandı ve iki vakada da çocuklar bu vahşete şahit oldu.

İki olay arasındaki tek fark, Emine Bulut cinayeti binlerce insan tarafından Twitter’da gündeme getirilirken, Tuba Erkol cinayeti sessiz sedasız geldi geçti. Sırf bu yüzden Milli Eğitim Bakanlığı Emine Bulut’un kızına sahip çıkacaklarını duyururken, muhtemelen haberdar olmadıkları diğer vaka olan Tuba Erkol cinayetinde olaya şahit olan çocuklara destek verileceği yönünde kimse çıkıp açıklama yapmadı.

İşte Twitter’ın gücü mü demeliyim yoksa işlemeyen adalet ve sosyal devlet kavramının hükümsüzlüğü mü demeliyim. Twitter aracılığıyla sağlanan adaleti mi övmeliyim yoksa kanun mekanizmalarının doğru işlemeyişi dolayısıyla adaleti Twitter’da arayışımızı mı yermeliyim?

Bugün, öldürülen bir kadın için daha adalet Twitter’da aranıyor; #mervekotaniçinadalet

Bir cani çıkıyor ve henüz 19 yaşında olan güya bir zamanlar sevdiği kadını, Merve Kotan’ı yanındaki arkadaşı Ekim Türkmen ile birlikte pompalı tüfekle öldürüyor. Ve genç kızların aileleri, tutuklu olan olayın faili olur da serbest kalırsa diye Twitter’da gündem oluşturma çabasına giriyor. Neden? Çünkü Twitter’da gündem olmayan cinayetlerin failleri, haksız tahrik indirimi, iyi hal indirimi gibi indirimlerle komik denecek kadar az cezalar alarak işten kurtuluyorlar.

Hukuk sistemini bu hale getiren tam olarak ne bilemiyorum ama çok yazık. Arkadaşımla Emine Bulut’un öldürüldüğü gün başka iki kadının da öldürüldüğünü konuşuyorduk ve dedi ki, “Diğerleri duyulmadı çünkü videoları yok” gerçekten olayın özeti bu ve madem hukuk mekanizmasında adalet sağlayıcı faktörlerden biri de Twitter artık, öyleyse #kadınlariçinadalet

İlginizi Çekebilir

Bursa’da büyük panik! Yolcu otobüsü bir anda alev aldı

Bursa Büyükşehir Belediyesi’ne ait yolcu otobüsü, hareket halindeyken bilinmeyen bir nedenden dolayı yandı.  Yangın, saat ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir