Kaldırımlarda işgal kalmayacak!

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş malum 3 dönem İnegöl Belediye Başkanlığı yaptı. İnegöl’de üzerinde durduğu ve başarılı olduğu konulardan biri hiç kuşkusuz kaldırım işgalleri.

İnegöl’de kaldırım işgallerine savaş açan ve ilk etapta tepki çeken Aktaş, doğru kararının ardından kapı gibi durdu ve işgalleri sona erdirdi. Sonrasında ne kadar haklı olduğu ortaya çıktı ve İnegöllülerin hayır dualarını aldı almaya da devam ediyor.

Şehirler için kaldırıl işgalleri gerçekten önemli sorunlar. Direkt insanları etkileyen, şehirleri yaşanmaz hale getiren, çirkin görüntü oluşturan bu işgaller kalktığında şehirler yayalar için daha rahat bir hale geliyor. İşte Büyükşehir Belediyesi bu işgal işini kaldırmak için ciddi bir çalışma başlattı.

Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, İnegöl’de büyük bir başarıyla uyguladığı kaldırımları işgallerden kurtarma çalışmasını şimdi Bursa kent merkezi başta, sahiller ve ilçe merkezlerine de taşıyor.

Başkan Aktaş son Büyükşehir Belediye Meclis toplantısında da bu konuya değindi ve ne kadar kararlı olduğunu ortaya koydu.

İşgaller ya bitecek ya bitecek…

Aktaş, Bursa’da kaldırım ve yolların haksız yere işgal edilmesine kesinlikle göz yummayacaklarını belirterek, “Birkaç kişinin menfaati için yüzlerce binlerce kişinin rahatını bozamayız” dedi.

Büyükşehir Belediye Meclisi’nin eylül ayı olağan toplantısında Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’da kaldırım ve yol işgallerine asla izin vermeyeceklerini söyledi.

İlçe belediyelerini de bu konuda görevlerini yapmaya, sorumluluklarını yerine getirmeye davet eden Başkan Aktaş, “Uygulamanın sadece ana caddelerde yerine getirilmesine gerek yok. Ara arterlerde de gerçekleştirilmeli” diye konuştu.

Geçen hafta Mudanya ve Gemlik sahillerini işgal edenlere karşı bir operasyon yaptıklarını ve vatandaşlardan takdir ve teşekkür aldıklarını vurgulayan Başkan Aktaş, “‘Bizim sorumluluğumuzdadır, değildir. Farklı siyasî partiden tartışmasına girmeden, Mudanya ve Gemlik’te müdahalelerimizi gerçekleştirdik. Burada önemli olan, vatandaşımızın rahat etmesidir. Birkaç kişinin menfaati için yüzlerce, binlerce insanın keyfini kaçıramayız” şeklinde konuştu.

Bu noktadan sonra Büyükşehir Belediyesi’nin ortaya koyduğu iradeye ilçeler de katılarak kenti işgallerden kurtarma fırsatını geri tepmemeli.

Kaldırımlar işgalcilerin değil halkın kullanımında olmalı. Genel olarak seyyar satıcılarla işyerlerinin işgal ettiği kaldırımlarda insanlar yürümeli. İşyerlerinin ticari kaygıyla birbirlerini tetikleyerek yaptığı işgaller, tamamı kaldırıldığında esnafa ve işyerlerine de fayda sağlayacaktır.

Bu terbiyesizlik cezasız kalmamalı!

İzmir Foça’da gaziler gününde büyük bir utanca şahit olduk. Gazilik makamının ruhunu bile anlamayan bir grup, programı sunan öğretmenin başörtülü olmasını cumhuriyet değerlerine uymuyor saçmalığı ile protesto etmiş. Bu cumhuriyet üzerinden Anadolu insanına yapılan zulüm yetmedi mi?

Gazilik ve şehitlik makamları beşeri makamlar değil Allah’ın lütfettiği makamlar. Bu makamları manevi bölümüyle söylüyorum tabi devlet vermiyor. (Devlet maaş ve haklar sağlıyor.

Ancak bu makamların kaynağı İslam dini) Hem de o makamlar tam da o öğretmenin başındaki örtüsü çıkmasın diye savaşanlara lütfedilmiş makamlar. Vatan için din için Allah yolunda savaşanlar için verilmiş makamlar.

Peki, ne oldu İzmir Foça’da? Askerde yaralanmış ve kanunen gazilik haklarını almış (Gazilik makamının ruhunu anlamadıkları çok ortada olduğu için bunu yazıyorum) bir grup, küstahça o öğretmenin başörtüsüne kıyafetini dil uzatıyor. Belki güzleri yetse el de uzatacaklar.

Bu nasıl bir akıl kayması bu nasıl bir kin ve öfkedir anlamak mümkün değil.

Nene Hatun, Kara Fatma, Zübeyde Hanım ve binlercesi başlarında örtüleriyle İstiklal Savaşı’nı yaptı. Bu terbiyesizliği bu hadsizliği elleri ayakları öpülesi Anadolu’nun o aslan yürekli analarına yapabilir bu sözleri söyleyebilir misiniz?

Ey edepsizler o öğretmenimiz işte o anaların torunlarından sadece biri. Kimsiniz nesiniz ki bu kadar alçalıp bu kadar rezil bir hale gelebiliyorsunuz.

Bu ülkede ulusal kurtuluş savaşını Osmanlı subayları ile Osmanlı’nın tebaası yaptı. Bunu kas kafanıza bir sokun artık. Türkiye Cumhuriyeti’ni de onlar kurdu.

1923 yılında gökten bir millet, bir ordu inip kurmadı bu devleti. Başörtülü analarımız, sakallı çarıklı dedelerimiz savaştı. Onlar can verdi kan verdi de vatan yaşadı, devlet yaşadı bugüne geldi.

Şimdi Nene Hatun da gazi bu terbiyesizler de öyle mi?

Bu ülkenin evladı, bu ülkenin bir kızına bu terbiyesizliği yapacak kadar alçalacak kadar nasıl şuursuz oldunuz siz?

Allah’ın emrine karşı gelerek gazilik makamına ulaşılmaz.

Tamda o başörtüsünü çıkarmasınlar diye verilen savaş yapar insanı gazi… Yazık çok yazık…

Binlerce on binlerce gazimiz, vatan için can veren şehitlerimiz için bu terbiyesizliğe karşı İzmir Başsavcısı ‘halkı kin ve düşmanlığa tahrik ve aşağılama’ suçundan işlem yapmalı.

Anadolu insanına hakaret eden, bir öğretmeni aşağılamaya, toplum içinde kıyafeti, inancı gereği giydiği kıyafeti için küçük düşürmeye utanmayan bu şahıslar cezasız kalmamalı.

İlginizi Çekebilir

“Sınır güvenliğimizi sağlayacağız”

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay, “Sınır güvenliğimizi tehdit eden tüm terör örgütlerinden bölgeyi temizleyeceğiz. Sınır güvenliğimizi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir