Kaymakamın yürek yakan feryadı!

Allah kimsenin başına vermesin gerçekten dayanılmaz bir acı… Gemlik Kaymakamı Kemal İnan, 15 yaşındaki evladını sokak kavgasında kaybetti. Üstelik evladını öldüren katilin daha önce de birçok suça karışıp serbest kaldığını öğrenen kaymakam beyin acısı daha da büyüdü. O kadar insanı bir feryat yükseldi ki dilinden:  “Kendi çocuğumu koruyamadım. Milletin Çocuğunu nasıl koruyacağım” Kaymakam beyin feryadı aslında vatandaşın ortak feryadı… Eğer o ilk tokadı attığında başına neler gelebileceğini bilirse, o tokadı atar mı? Ama tokat atmanın da adam yaralamanın da, darp etmenin de cezai karışığı olmayınca, tokadı atan bıçağı da atıyor. Oysa devletin en önemli ödev ve görevlerinin başında insanların güvenliği geliyor. Kanun koyucu bireylerin zarar görmesinin önüne geçmek için kanun yapmakla ve bunu uygulamakla görevli. Bireyler eğer güvende hissetmiyorlarsa kendilerini nasıl olacak bu iş.  Yapanın yanında kalmaya devam ettikçe nasıl önlenecek bu suçlar ve huzur nasıl sağlanacak? Oysa bireylerin yaşamına müdahale eden, suç işleyenler için cezalar sert ve kararlılıkla uygulanmak durumunda.

Bugün Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 600 milletvekili görev yapıyor. Bu ülke için kanun yapıyor. Bu ülkenin huzuru için çalışıyor. Onlarca avukat ve hukuk kökenli milletvekili var. Bu işlere neden el atmazlar. Neden bu feryatları dindirmek için mücadele etmezler anlamak mümkün değil. Dönelim tekrar Kaymakam beye ve o ibretlik feryadına. Suçluları korumayın diyor acılı baba… Suç işlemeyi alışkanlık haline getirenlerin dışarıda dolaştırılmaması gerektiğini avazı çıktığı kadar yüksek sesle söylüyor. İnan, “Birinci suçu işliyor, ikiyi işliyor yine tutuklanmıyor. Üçü işliyor yine tutuklanmıyor. Neden?… Çünkü kanun öyle. 35. kez suç işleyince tutuklandı diye gazetelerden okuyoruz. Ya kardeşim, suç işleyenleri adet haline getirmiş insanları tutuklayın. Efendim ölmedin ya diyorlar, yaşıyorsun ya. Yani, ölmediysen sorun yok. 15 yaşındaki çocukların elinde bıçağın ne işi var demiyoruz devlet olarak. Bizim görevimiz toplumu korumak, suçluyu değil” diyor. Acılı bir baba ve devletin kaymakamının gözyaşları içinde yaptığı bu ağıtı bu ülke ciddiye almalı ve gereken düzenlemeler yapılmalı. Bu ülkenin çocukları sokak ortasında öldürülmesin, şehrin göbeğinde vatandaş, eşkıyalık yapanlarla, zorbalarla bir başına kalmamalı. Bu ülkenin insanı kimsenin kendisine dokunamayacağına güvenerek yaşamalı. Bu ülkenin insanı bu huzuru hak ediyor. Huzursuz olması gerekenler ise işte bu çocukları öldürenler, defalarca suç işleyin elini kolunu sallayarak sokakta gezenler, herhangi bir cezayla karşılaşmayanlar. Çok mu zor bu huzuru ve güveni bu millete sağlamak?

Çok yazık ama çok!

Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası arenadaki en prestijli organizasyonlarından biridir Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu. Gerek ülke tanıtımı gerekse prestij açısından öneminin yanı sıra bisiklet sporunun gelişmesinde de gerçekten çok değerli bir organizasyon. Bu yıla kadar Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, Dünya Turu takviminde yer alıyordu. Uluslararası yayınla tam 8 gün ülkemizin tanıtımı dünya televizyonlarında yer alıyordu. Dünya Bisiklet Birliği (UCI) 2020 yılı takviminden Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu’nu çıkarmış. Dünya turu seviyesinde 10 takım katılımının sağlanamadığı gerekçesiyle. Çok yazık. Bu ülkenin buna gücü yeter. Bisiklet federasyonu, Spor Bakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı bu sorunu çözebilir. Ve mutlaka çözmelidir.

İlginizi Çekebilir

Bursa’da avukatın yanağını ısırmıştı! Yargılama başladı

Bursa’da bir avukatı yanağından ısırdıktan sonra bıçakla tehdit eden sanığın yargılanmasına başlanıldı. Olay, 27 Temmuz ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir