Korkut Ata’nın mirasına Bursa sahip çıktı

Türkiyat sahasının kurucu ismi Ord. Prof. Dr. Mehmed Fuad Köprülü’nün “Bütün Türk edebiyatını terazinin bir gözüne, Dede Korkut’u öbür gözüne koysanız, yine Dede Korkut ağır basar.” diyerek değerini ortaya koyduğu Dede Korkut’a Bursa Büyükşehir Belediyesi hak ettiği değeri veriyor.

Bu coğrafyada ve etki ettiğimiz coğrafyalarda her bireyin ve özellikle her çocuğun okuması, bilmesi gereken bir külliyat Dede Korkut… Türk tarihi adına ve dünya edebiyatı adına emsalsiz eşsiz bir başyapıt…

Popüler kültürle yabancı kahramanların etkisi altına aldığı evlatlarımıza tanıtarak onlara bırakacağımız eşsiz bir manevi değerdir Dede Korkut… Türk kültürünü ve Türk benliğini en iyi şekilde yansıtan, Türklerin hayata bakışını ve bugüne gelişini de özünde barındıran olağanüstü bir anlatımdır.

Şimdi Bursa Büyükşehir Belediyesi, İran’ın Türkmen Sahra bölgesinde Veli Muhammed Hoca tarafından sahafta bulunan “Dede Korkut Destanı’nın Üçüncü Nüshası’nı oluşturan 13. Hikâye “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürdüğü Hikâye”nin minyatürünü hazırlattı. Ne büyük bir hizmet ve ne büyük bir sahipleniş.

Yine Bursa Büyükşehir Belediyesi, Dede Korkut Destanı’nın Üçüncü Nüshası’nı bulması münasebetiyle Veli Muhammed Hoca’ya saygı programı düzenliyor. Veli Muhammed Hoca’ya “Teşekkür Beratı Takdimi”, TOBB’un arşivinde yer alan “Dede Korkut Minyatürleri” sergisi ile Dede Korkut üzerine yazılmış kitapların sergisinden oluşan programda ayrıca Bursa Büyükşehir Belediyesi tarafından hazırlatılan, 13. Hikâye’yi anlatan minyatür de görülebilecek.

Bilindiği gibi Dede Korkut Destanı’nın bir nüshası Vatikan’da, bir nüshası da Dresden’deydi. İran’ın Türkmen Sahra bölgesinde Veli Muhammed Hoca tarafından sahafta bulunan “Üçüncü Nüsha” (Türkmen Sahra Nüshası) Türk Dünyası’nın bilgesi, Türk Milleti’nin ortak hafızası ve Türk Kültürü’nün eşsiz hazinesi Dede Korkut’un 13. Hikâye’sini yani “Salur Kazan’ın Yedi Başlı Ejderhayı Öldürdüğü Hikâye”yi içeriyor. Bu önemli gelişme hem Türk Dünyası’nı hem de ilim âlemini heyecanlandırmıştı.

Misafirlere, 13. Hikâye’nin minyatürünün poster olarak hediye edileceği Veli Muhammed Hoca’ya Saygı Programı, 14 Ekim 2019, Pazartesi günü, saat: 18.00’de Tayyare Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

Büyükşehir Belediyesi, emsalsiz bir hizmetle ve çok değerli bir adımla gönülleri fethediyor. Ne kadar teşekkür etsek az… Ve ne kadar desteklesek az kalır…

Barış Pınarı’ndan yüreklere dokunan hikâyeler…

Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine gerçekleştirdiği Barış Pınarı Operasyonu devam ederken, bir yandan da yüreklere dokunan hikâyeler ve anlatılar düşüyor sosyal medyaya. İşte onlardan biri… İnsanın gözyaşlarını tutması gerçekten çok güç… Mehmetçik neden İslam ordusu diye adlandırılıyor işte tam da onu anlatıyor…

“Tel-Abyad da operasyondaki bir aslanımız ikinci gece dinlendikleri 1-2 saatlik sürede mesaj atmış. Durumumuz iyi, moralimiz çok yüksek diye. Sonra da aşağıdaki satırları yazmış. Okurken gözyaşlarımızı tutamadık. Köye yakın mevzilerde çatışma bitmişti. Teröristler arkalarında silah mühimmat ne varsa bırakmış, köydeki ahalinin yiyecek ve içeceklerini de alarak iç bölgelere kaçmış. Köye girdiğimizde çocuk ve kadınların ağırlıkta olduğu bir kalabalık güvenli olduğunu düşündükleri bir evde akıbetlerini hep birlikte beklerken kapıyı açtık. Türkler geldi diye çocuk çığlıkları karşıladı bizi. Uzatmayayım, hepsine kumanyamızdan dağıttık. Belli ki örgüt halkın açlığını pek önemsememiş, onları üzerlerine strateji kurgulanacak piyonlar olarak gördüklerinden, beslenmelerini pek dikkate almamışlardı. Tüm çocuklar açlığın verdiği çaresizlikle verdiğimiz kumanyaları hızlıca yemeğe başlamıştı ki, gözüm kenarda oturan yay kaşlı hafif çekik gözleri altında yüzü yaşından çok daha olgun bir çocuğa takıldı alaca karanlıkta. Bir şey yemiyor, kenarda sessizce oturuyordu. Bu hali dikkatimi çekti. Acaba karnı tok mu diye geçirdim içimden. Oğlum gözümün önüne geldi. Yanına gidip adını sordum.

“Haydar Ali” dedi.

Sevmez misin verdiklerimizi dedim. Severim dedi. Neden yemiyorsun dedim. 12 yaşındaki çocuk, 12 sene düşünsem aklıma gelmez bir cevap verdi ki, önce benim, sonra tüm tüm timin gözlerinden yaşlar süzüldü. “Siz Resulullah ın ordususunuz. Açlıktan ölüp Allah’ın huzuruna varsam, çocuğum Allah bana hesap sormaz ama sizin kumanyanızı yersem siz bir karış geri kalsanız bunun vebalini ödeyemem.” dedi. Ellerim titreyerek tuttum yanaklarını iki elimle. Alnından hem öptüm, hem de kokladım. Ye çocuk dedim, ye. Ye büyü ki sen de bu orduya nefer ol. Helal edin dedi. Bütün tim sanki cenazede mevtaya hakkını helal eder gibi “Helal olsun” diye haykırdı. Haydar Ali’yi köyünde bırakıp intikale devam ederken artık hiçbirimiz o köye girerken ki askerler değildik. Yola çıkarken içtiğimiz andı hatırladık. O kadar gurur duyduk ki yaptığımız işle, yorgunluğumuzu bile unuttuk. 1 Haydar Ali’yi kurtardık. Dualarınızı eksik etmeyin. Daha kurtarılacak Haydar Ali’lerimiz var.”

İlginizi Çekebilir

Bursa organ bağışında zirvede

Organ bağışında liderliği 8 yıldır elinde bulunduran Bursa bölgesinin bu başarısında emeği geçenler ödüllendirildi. Bursa ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir