Nezir Asaroğlu’nun kabahati…

Bizim gazetenin sahibi Nezir Asaroğlu Ak Parti’den kesin ihraç istemiyle disiplin kuruluna verilmiş il başkanı tarafından. İl disiplin kurulu üyeleri de emir kulu….

Nezir Asaroğlu’nun parti üyesi olduğunu bilmiyordum. Gazetecilerin parti üyesi olması alışık olmadığımız bir durum. Ama sanırım bir soruya verdiği cevabında ‘partizan’ olduğunu söylemişti. Ama bildiğim kadarıyla partide bir görevi yoktu ve görev talebi de yoktu. İl başkanlığı koltuğunda gözü yoktu. Şunun için söylüyorum: Ola ki il başkanı siyasi rakibi olarak ve tehlike olarak görür ve ayağını kaydırmaya çalışır. Böyle şeyler oluyor. Neyse. (Almanya yenilince biz de yenik mi sayılacağız diye düşünmeden edemiyorum. Ben de naçizane O’nun gazetesinde yazı yazıyorum.)

Bursa’da Fettö’nün korkulu rüyası olan, birçok Fettö davasının aydınlanmasında katkısı olan,  neredeyse tüm mesaisini bu işe harcayan, Bursa’da herkesin tanıdığı, dava adamlığına kimsenin laf edemeyeceği bir üyeyi neden parti üyeliğinden ihraç etme gereği duyarlar? Gerçek sebep neydi?

Bunu düşünürken aklıma yaşadığım bir olay geldi.

17-25 Aralık Fettö darbesinin ilk günleriydi. O günlerde ben Fettö ihaneti hakkında oldukça sert şeyler yazıyordum/ yardırıyordum facebooktaki hesabımdan… Şimdilerde kayıp/ kaçak olan bir üst düzey bürokrat arkadaşım bana mesaj atmış ve şuna benzer şeyler söylemişti:

“Hocam, çok acımasız yazıyorsun. Biz kardeşiz. Eninde sonunda akil insanlar/ kanaat önderleri araya girer, barıştırırlar. Ortam zaten yeterince gergin… Ateşe barutla gitmek bize yakışmaz. Az sakin ve sabırlı olmakta fayda var…”

Ben de cevaben ona: “Onlar barışsa da ben barışmayacağım”  dedim.

Bu ihraçcı yöneticilerin kafası da aynı şekilde çalışmıştır diye düşünüyorum.

17-25 Aralık’ta Recep Tayyip Erdoğan’ın yakın çevresi ve ailesi hedef alınmıştı. O düşerse önlerinde hiçbir engel kalmayacaktı. Hatta açık açık ‘Ak Parti ile sorunumuz yok. Erdoğan gitsin’ diyorlardı. Erdoğan’ın, 117-25 Aralık öncesinde dersanelerin kapatılması ile su yüzüne çıkan açık savaşın kimi partililerde/  bürokratlarda huzursuzluk yarattığı açıktır. Erdoğan hiç taviz vermeyen/ sert uslübu onların konforlarını bozuyordu.

Bu gerilimin bir an önce/ eninde sonunda bitmesini bekliyor ve umuyorlardı. Erdoğan’ın ne kadar ciddi olduğunu kavrayamamışlardı. Fettö’nün ‘Terör Örgütü’ olduğunu kabul etmekte/kavramakta geç kalmışlardı. Sanal hesapları suskunluğa bürünmüştü. Lal kesilmişlerdi. Onlardan Bursa milletvekili olan birisi: “Fettö’nün silahlı bir terör örgütü olduğunu bilmiyordum’ demiştir. Aynı şekilde geçen yıl Bursa il başkan yardımcılığından istifa etmiş Milli Görüş kökenli birisi bile ancak 6 ay sonra Fettö’nün örgütlerindeki yöneticilik görevlerini bırakabilmişti. O da Nezir Asaroğlu’nun yayın yapmasından sonra oldu. Ya da il başkanı, il yönetiminde olan, yerel yönetici olan…vs kimi Ak partililer devam eden ilişkilerini sonlandırmakta çok geç kaldılar.

Onlar bu kadar temkinle hareket ederken, barışı beklerlerken, kılıçlarını tahtadan yaparlarken Nezir Asaroğlu Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘savaşım’ının neferi olarak çıtayı yükseltiyordu. Fitne çıkarıyordu. Barış umutlarını baltalıyordu. Ticaretlerine engel oluyordu. Tıpkı reisi gibi orantısız bir mücadele veriyordu. İl yöneticilerinin, yerel yöneticilerin, valilerin, işadamlarının, sözde sivil toplum kuruluşlarının… vs kirli ilişkilerini meydana çıkarıyordu. Üstelik sonuç ta alıyordu. Haklı çıkıyordu.

Mahkeme, ambargo, tehdit… vız geliyordu.

Dolayısıyla da il başkanının partisinden ihraç edilmeyi hak etmiştir.

Muhtaç olduğunuz cesaret Nezir Bey’in Reis’e sesini duyuramayacağı umudunuzun verdiği rahatlıkta mevcuttur.

Tabii ki işlerin akibeti Allah’a aittir..

İlginizi Çekebilir

Aileyi yaşat ki millet yaşasın

“Hem millet hem de aile bireysel ölümlülüğün verdiği ezaya getirilen kolektif çözümlerdir. îkisi de benzer ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir