Seçmen istifa etsin!

 

Sözcü gazetesinin seçim günü yayınladığı ve üzerinde ‘Beyninizi yanınıza almayı unutmayın’ uyarısı bulunan beyin fotoğrafı birçok kişinin tepkisini çekmiştir. Seçmenin, özelde de Ak Parti seçmeninin beynini kullanmadığının ima edildiğinden tutun da, aslında sözcü okurlarının aşağılandığını söyleyenlere kadar birçok yorum yapıldı.

Ben de sanal medya hesabımdan ‘Sözcü gazetesinden okurlarına yerinde ve anlamlı uyarı’ diye yorumlamıştım. Bu yorumum üzerine takipçilerimden birisi seçimden bir gün sonra bana mesaj yolladı. Bu mesajı kendisinin de isteği ile yayınlamak istiyorum:

“Merhaba hocam;
Ben bir süredir sizi takip eden, dedesi cumhuriyet halk partisi delegesi/ yöneticisi, babası fanatik denilebilecek devlet memuru bir chp’li, 1989 yılından beri chp’ye oy veren atadan alevi bir inşaat mühendisiyim. Üniversite öğrencisi iki kızım da ilk defa bu seçimde oy kullanmışlardır.
Babam son yıllarda sözcü gazetesi okumaktadır. Büroma sık sık geldiği için ben de sözcü gazetesi okuyanlardanım.
Pazar günü gazetede beyin fotoğrafını ve sizin ona yaptığınız yorumu görünce ilk tepkim şu oldu:
Bu sefer gerçekten beynimi kullanacağım. Daha önceki seçimlerde bir ‘aile geleneği’ni yerine getiriyordum. Bunu duygusal olarak yapıyordum. Her ne kadar beynim yani mantığım chp’ye oy vermemin absürd bir şey olduğunu söylese de başka bir partiye oy vermemin babama ve aileme ihanet olacağını hissediyordum. Mantığım ilk verdiğim oyumu Özal’dan yana kullanmamı söylemiş olsa da ta o zamandan mantığıma ihanet edip duygularıma yenildim.

Seçim günü Sözcünün manşeti her ne kadar chp seçmenini hedef almamış gibi görünse de ben üzerime aldım. Bunu aile bireyleriyle de paylaştım. Onlarla yaptığımız konuşma ve tartışma sonrasında hepimizin beynimizi/ mantığımızı kullanarak oy vermemizin doğru olacağına karar verdik. Eşime ve kızlarıma kime oy verdiklerini henüz sormasam da ben ilk defa aile geleneğimizi bir tarafa bırakıp mantığımın sesini dileyerek oy verdiğimi söyleyebilirim.
Bunun yapmamın hem benim, hem de salt aile geleneğinden dolayı oy verenlerden oy alan ‘aile partim’ için de hayırlı bir iş olduğunu düşünüyorum.
Ne kadar başarısız/ vizyonsuz olursa olsun, salt aile geleneğinden ötürü yüzde 25 oy almanın, partiyi özeleştiri yapıp kendini yenileme/ geliştirmekten alıkoyduğunu düşünüyorum.
Bunları sizinle paylaşmak istedim. Umulur ki yayınlarsınız.
Hoşça kalın.”

Seçimlerin üzerinden bir gün geçtikten sonra bilmem kaçıncı defadır ‘hezimet’ denilebilecek bir sonuç yaşayan partilerin sözcüleri aldıkları sonuçtan memnunlarmış gibi açıklamalar yapmışlardır. ‘en azından parlementoya girdik’ ‘oyumuzu binde 4 artırdık’ ‘saraydaki yüzünden seçim çalışması yapamadık’ gibi açıklamalarla topu taca atmışlardır.
‘İstifa’ beklentilerine de ‘Yok canım, ne diye istifa edecek mişiz ki’ cevaplarını vermişlerdir.

7 haziran seçim sonuçlarını büyük bir zafer olarak değerlendiren Sırrı Süreyya Önder, bir tv proğramında sarayın fiilen düştüğünü, önümüzdeki dönemde bir tane değil üç tane, beş tane ak partiden söz edilebileceğini ballandıra ballandıra konuşuyordu. Ancak ne olduysa düştü dedikleri saray dimdik ayakta kalmış durumdadır. Yüzde 60 gibi bir oy alan muhalefetin kendi söylemlerine göre ‘düşmüş’ olan ‘saray’ın ‘oyunları’na karşı bir oyun kuramamış görünmektedirler.

Bütün bu ‘başarısızlık’larına rağmen güreşe doymamışlar, yüzde 60 ile yapamadıklarını bu sefer yapacaklarını vaad etmeye devam etmişler ve seçmenlerini kandırmışlardır.

“Aptallığın en büyük kanıtı aynı şeyi defalarca yapıp farklı bir sonuç almayı ummaktır” der Albert Einstein. Bu yöntemle, bu partilerle, bu yöneticilerle, bu kadro ile olmuyor, bu sefer başka bir yöntem/ parti/yönetici/kadro denemeliyim demeyen ve demeyeceğinden emin olunan ‘taban’ (seçmen değil) bu hezimette hiç mi sorumlu değildir.
Kuşkusuz seçmen bu seçimi ‘aptal’ olduğundan dolayı yapmıyor. Albert amcaya katılmıyorum. Bu insanların bir çoğu seçimlerini mantıksal değil duygusal saiklerle yapmaktadırlar.

100 yıllık, 50 yıllık ata yadigarı parti artık bir mezhebe, bir aşirete dönüşmüştür. Bu partilere oy verenler oy vermemeyi bir vefasızlık sayarlar.
Başarısız/ vizyonsuz/ projesiz.. vs olsalar da ata yadigarı partilerine oy vermeye devam edeceklerdir.
Ezcümle,
Bütün bu partiler ve örgütleri ayakta tutan şey mensuplarının duygusallığıdır. Mantıksallığı değildir.
Bundan dolayı yukarıdaki arkadaşımın yaptığı gibi seçmen/ taban’ın istifa etmesi en mantıklı olandır.
İstifanız mübarek olsun.
Mantığınız kutlu olsun .

İlginizi Çekebilir

Uludağ tamam da diğerleri nerede?

Maddi anlamda zor bir süreçten geçen Bursaspor’da sponsorluk çalışmaları devam ediyor. Futbol kulübüne de verdiği ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir