Seküler Dindarlık!

 

Bir kaç hafta önce bu köşede ‘Çeyrek Laiklik’ başlığı ile bir yazı yayınlamış ve şöyle demiştim:

“Devletin kurucu aklının bu sekülerleştirme ve dönüştürme projesi başarılı olmuş mudur? Kanımca: Ters tepmiştir. (Bu konuyu başka bir yazıya bırakıyorum)”

Bugün ki yazımda bu soruya cevap arayacağım.

“İsviçre merkezli Global araştırma ağı WIN/Gallup International’ın son çalışmasında dünyada ülkelere göre dindarlık oranı ortaya konuldu.
Türkiye’de dindar olduğunu söyleyenler yüzde 79 çıktı. Yüzde 13’lük bir kesim ise ‘dindar değilim’ cevabını verdi. Türkiyeli ateistlerin oranının yüzde 2 olarak görüldüğü araştırmada kendisini din konusunda herhangi bir şekilde tanımlamayanların ya da soruya cevap vermeyenlerin oranı yüzde 6 oldu.” (http://www.ensonhaber.com/turkiyede-dindarlik-arastirmasi-2015-04-13.html)

TC anayasasına laiklik ilkesinin girdiği yıllarda halkın yüzde kaçının kendini dindar olarak tanımladığına dair elimizde bir veri yok. Olsa idi o zamandan bu zamana nasıl bir değişim olduğunu anlamamız mümkün olurdu. Ancak, başka bir araştırma var ki Türkiye’ de nasıl bir dindarlık anlayışının hüküm sürdüğüne dair bize fikir verebilir:

“ABD merkezli Pew Araştırma Merkezi, İslamiyet’in siyaset ve yargıda yer almasının Müslümanların yaşadığı ülkelerde nasıl karşılandığını araştırdı. On ülkede 10 binden fazla kişi ile anket yapılarak hazırlanan araştırma, Müslüman ülkelerde bu konuda birbirinden çok farklı görüşlerin benimsendiğini ortaya koydu.”

Bu araştırmaya göre; “yasalarda Kuran’ın sıkı bir şekilde kaynak alınmasını isteyen Türklerin oranı yüzde 13 iken dinin siyaset ve yargıda hiçbir etkisi olmaması gerektiğini savunanların oranı yüzde 36. Buna karşın Kuran’ın kuralları ve prensiplerinin dikkate alınmasını, ancak yasalara doğrudan etkisi olmaması gerektiğini savunan Türklerin oranı ise yüzde 38.”

Ülkemizde yüzde 13 olan şeriatçı dindar oranı diğer islam ülkelerinde şu şekilde çıkmıştır:

“Araştırmaya göre, yasaların İslamiyet’e kesinlikle uymasını isteyenlerin oranı Filistin bölgelerinde yüzde 65, Ürdün’de yüzde 54, Malezya’da yüzde 52, Senegal’de yüzde 49, Nijerya’da yüzde 27, Endonezya’da yüzde 22, Pakistan’da yüzde 97…”

Yüzde 79’u dindar olan halkımızın yüzde 87’sinin inandığı dinin buyruklarının doğrudan devletin yasalarını belirlemesini istememesine bakarak ‘Türkiye laikleşiyor/sekülerleşiyor’ demek mümkün müdür?

Öte yandan dinin prensiplerinin devlet tarafından dikkate alınması gerektiğini savunup, doğrudan devlet yönetimine etki etmesine karşı olanları seküler dindar olarak tanımlamak mümkün müdür?

Ya da bu ikinci kesimin ‘tarihselci’ olduklarını mı düşünmeliyiz?

Veya lise 2. Sınıf öğrencimin deyimiyle Türkiye dindarlarının ‘işlerine gelen/çıkarlarına uyan konularda seküler, uymayan konularda dindar’ olduklarını mı söylemeliyiz. Tıpkı dininin buyruğu diye çarçaf giyen dindar bir kadının mirastan erkek kardeşinin yarısı kadar pay aldığı için laik hukuktan hakkını araması gibi..’

Bütün bu araştırma verilerinden sonra laiklik ilkesinin amacına ulaştığını söylemek mümkündür.  Dindarlığı ortadan kaldırmamıştır belki, ama dönüştürmüş ve etkisiz hale getirmiştir.

Türkiye’nin hızla sekülerleştiğini savunan akademisyen Volkan Ertit bunun en önemli sebeplerinin ‘Bilimsel gelişmeler, endüstriyel kapitalizm ve kentleşme.

Bu durumda şunu söylememiz mümkündür:

Endüstri icad oldu, dindarlık bozuldu.

İlginizi Çekebilir

PKK Avrupa ve ABD’yi terörle korkutuyor

Türkiye’nin terör örgütlerine karşı başlattığı operasyon ABD ve Avrupa’da korku yarattı. Bu korkunun nedenini açıklayayım; ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir