Şımarık Hastalar!

“…ama ben hekimlik mesleğini hakkıyla icra eden canla başla çalışan kişilere de (kendimin de bu grupta olduğu düşünüyorum) bu şartları reva gören, karşılığında sizleri çok büyük bir oy potansiyeli olarak görüp, bizleri 3-5 oydan ibaret sayan ve bozuk para gibi harcayan bu zihniyetin sahiplerini Allah’a havale ediyorum.”

Bu satırları bacağımdaki damar tıkanıklığı ile ilgili muayene olduğum ve 4 gün sonra ultrason sonucunu göstermek istediğim kalp damar cerrahı doktorum yazdı bana. Poliklinik nöbeti yoktu. İlk polikliniği 6 gün sonraydı. Hemşirenin yönlendirmesi ile servisteki dinlenme odasına gitmiştim. 2.5 satırlık ultrason raporumu göstermek istemiştim ona. 2-3 dakika boyunca orada hasta bakamayacağını, kontrol randevusu almam gerektiğini anlatmaya çalışmıştı. Eğer O’nun sözünü dinleyip kontrol randevusu almaya kalksaydım 6 gün daha zar zor yürüdüğüm bacağımla ve sonuçlarının ne olacağını bilmediğim bir duruma maruz kalacaktım.

Eşi dostu aradım. Başka bir hastanede başka bir kalp damar cerrahı ‘insan gibi insan’ a muayene oldum. Bacağımda damar tıkanıklığı varmış. Tedaviye başlamış ve 10 gün istirahat almıştım.

Bana göre ‘Damar Tıkanıklığı’ kritik bir durumdu. İlk doktorumun 2.5 satırlık raporun yüzüne bile bakmaması/ ilgilenmemesi Hipokrat yeminine aykırıydı. Evet, poliklinik nöbeti yoktu. Servisteydi. Belki ameliyata hazırlanıyordu. Ama insani olarak 3 dakika bana dert anlatacağına 2.5 satırlık ultrason raporuma bakarak bir şeyler söyleyebilirdi. Ve benim algıma göre bu gibi ihmallerden dolayı ne bacaklar kesiliyor, ne canlar yok yere ölüyordu.

Bu duygularla doktor beye sosyal medya hesabından mektup yazdım. O’nu hakaret etmeksizin eleştirdim. O da sağ olsun,  yukarıda bir kısmını aldığım cevabı yazdı bana. Belki haklı olarak muayene olduğum gün ultrason sonucunu alamadığım sistemi suçladı. Çalışma saatlerinin yoğunluğunu ve hatta bir öğretmenin bir haftada çalıştığını bir günde çalıştığını söyledi. Tabii ki ben tatmin olmadım. Zira çok büyük bir oy potansiyeli olmamızdan dolayı beni şımartan bir hükümetim vardı. Ve ben datminsizdim.  (Gülücük)

Ben askerliğimi ‘Vizite çavuşu’ olarak yaptım. Askerliğim boyunca askeri ve sivil hastanelerde bürokrasi ile boğuştum. Sivile döndüğümde de oğlum ‘Allerjik astım’ olduğu için hastanelerde çok zaman geçirdim. Ayrıca Yıldırım 152 Evler Mahallesinde oturduğum ve Yüksek İhtisas Hastanesi’ne  (Fakülte) yakın oturduğum için de uzun zaman hastaneye uzak oturan arkadaşlarıma ‘Randevu Nöbeti’ tutmuş birisiyim. Sabah saat 04:00-05:00’te poliklinik kapılarına hastaların astıkları listelere isim yazmak gerekiyordu. İsim yazmak ta yetmez, o listenin değiştirilmemesi için nöbet beklemek gerekiyordu. Ayrıca birçok şey için para vermek gerekiyordu. Hasta bezi, Serum için idhal serum borusu (ismini hatırlayamadım) bazı ilaçlar… vs hepsi için para gerekiyordu. Doktorun iiyi bakması / ilgilenmesi için önceden muayenehanesine gitmek gerekiyordu… vs. Neyse…

3-4 aydır hastanelerdeyim. Damar tıkanıklığı ile başlayan sıkıntım,  Kalp Damar, Kardiyoloji ve en nihayetinde de Nöroloji bölümünde tedavi olmamı/ yatmamı gerektirdi. Yazıyı uzatmamak için tek bir şey söyleyeceğim: Hasta bezleri hastaneden bedava veriliyor ve kaç tane isterseniz veriliyor. Yaşlı bir komşu hasta hala eskisi gibi olduğunu sanıp, hasta bezi bitmesine rağmen isteyememişti. Henüz şımarmamıştı. (gülücük) Daha fazla şımarmış biri olarak kendi adıma istemiş ve vermiştim. Bunun ne demek olduğunu yeni nesiller anlayamaz.

3-4 aylık hastane sürecime nöbetçi olmamasına, çok yoğun olmasına ve görevi olmamasına karşın Allah rızası için/ hiçbir çıkar beklemeden/ İnsani sorumluluk icabı yardımcı olan çok dr, hemşire, sağlık personeli gördüm.
Biz şımarmayalım da kim şımarsın. (gülücük)

 

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

Uludağ tamam da diğerleri nerede?

Maddi anlamda zor bir süreçten geçen Bursaspor’da sponsorluk çalışmaları devam ediyor. Futbol kulübüne de verdiği ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir