TC. Cımbızlı Kuvvetleri…

“Ne atom bombası
Ne Londra Konferansı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde ayna;
Umurunda mı dünya!” (Orhan Veli)
Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ulaşımın ücretsiz olacağı günlerle ilgili meclis oturumunda, muhalefetin, 30 Ağustos’ta da ücretsiz olması önerisine karşı şöyle demiş: “30 Ağustos halkın genelini ilgilendiren bir bayram değil nihayet. Protokol üyelerin katıldığı bir bayram… Ona bakarsanız orman gününü de Hukukçular gününü de şey yapalım…”

Ben bu konuşmayı öteden beri Ak Partiye Alinur Aktaş’a da oy vermiş bir arkadaştan rivayeten duydum. “Yine saçmalamış. 30 Ağustos halkın tamamını ilgilendirmiyor, demiş” şeklinde yakındı. Arkadaşım hiçbir düzeyde hamasetle, törenle, ritüellerle işi olmayan bir kişiydi. Sadece ‘Boş bir tartışma ve boş bir gündem’ yaratacağı içindi tepkisi.
Daha hiç dinlemeden şöyle dedim: “Aslında 30 Ağustosta diğer bayramlara göre yoğun bir sirkülasyon yok demek istemiştir. Ama Türkçesi yetmemiştir. Sehven söylemiştir”
Arkadaşım, ‘Konuşmayı bilmiyorsa konuşmasın o zaman, ya da düşünerek konuşsun… vs”

Biraz sonra başka bir arkadaşım aradı. ‘Yetmez Ama Evet’ diyen sol kökenli, Ama her defasında Ak Partiye oy vermiş, Alinur Aktaş’ın, seçim kampanyası esnasında Uğur Mumcu, Nazım Hikmet vs ile ilgili sözlerine kızdığı için kendi deyimiyle, saat 5’te ve sırf reisin hatırına oy verdiğini söyleyen bir arkadaşım.
Şöyle sordu: “Hocam, İslamcıların, 30 ağustosla ilgili bir sorunu var da ben mi bilmiyorum?”
Aynı açıklamayı ona da yaptım.
Ben de sosyal medya hesabımdan ‘Odun gibi sözler’ eleştiririni yaptım.

Nihayet ikinci açıklama geldiğinde, olayın benim yorumladığım şekilde olduğu açığa çıktı. Fakat iki tarafta da büyük bir fırtına koptu. Halen de fırtına dinmiş değil.

Alinur Aktaş’a oy veren/ O’nu destekleyen insanlar, sözlerini cımbızlayarak, çarpıtarak yaygara koparanları ahlaksızlıkla suçladılar. Ve Haklılardı da. Sonuçta kastını aşan bir ifade kullandığını söyleyerek, sözlerine açıklık getirmiş bir insanın açıklamalarını bile isteye göz ardı ediyorlardı.
Eğer bu sözleri Ekrem İmamoğlu söyleseydi ne olurdu?
Alinur Aktaş hakkında yaygara yapan CHP, İP, HDP… vs’lilerin hiçbir şekilde rahatsız olmayacakları, tepki göstermeyecekleri kesindir.
Hatta şöyle diyecekleri muhakkaktır: “Siz geri zekalı mısınız? Sadece üç beş protokol üyesinin katıldığı bir bayram demek istedi”
Onların bunu söyleyecekleri ne kadar muhakkaksa, Alinur Aktaş’a göğsünü siper etmiş arkadaşlarımızın, İmamoğlu’nun Yunan, Rum ve PKK’lılığını çok güçlü bir şekilde tescil edecekleri, sonradan yapacağı açıklamayı da dikkate almayacakları muhakkak idi (Milyonda bir istisnaları belki vardır. Fazla mı iyimserim?)

*
İslamoğlu Hz. Hatice’ye hakaret edecek bir adam değil.
Hatta şöyle de diyebiliriz: İslamoğlu başka bir konuşmasında Hz. Hatice’yi mübalağalı denilebilecek bir şekilde övmüştür.
Son cımbızlanan konuşmasında ise Hz. Muhammed’in şehvetle hiçbir işinin olamayacağını –her zamanki gibi– çok mübalağalı (Dinlerken, aha şimdi ‘Mekke’nin Jönü/ pl…’ diyecek diye korktum. Neyse ki o kadar kaptırmadı kendini) bir şekilde anlatırken, Hz. Hatice’nin şehvet duyulması asla mümkün olmayan bir ‘İki Kocadan arda artmış bir dul’ olduğunu vurgulamak zorunda hissetmiştir kendini.
‘Çingene övünürken çulunu yırtar’ misali, artistik sözler söylerken patinaj yaptı. Canlı yayın olduğu için de aynen yayınlandı. Tabii ki ve haliyle onu sevmeyenlerin cımbızcılarından birileri de bunu sızdırmış. Ve Kıyamet kopmuş.

Peki, bu sözü Ebu Bekir Sifil, Cübbeli Ahmet, Nurettin Yıldız, İhsan Şenocak… vs söyleseydi ne olurdu?
Sadece özneler değişirdi. Roller değişirdi.
Şimdi İslamoğlu’nu cımbızlayanlar tevil ederdi. Şimdi İslamoğlu’nu tevil edenler cımbızcı olurdu.
istisnaları olmakla birlikte Ahlakları aynıdır.

*
İlahiyat mezunu hocaların, vaizlerin, din hocalarının, müftülerin… vs olduğu bir whatsap grubunda meşhur bir ilahiyatçının, eleştirmek için kitabına tırnak içinde yer verdiği bir müsteşrikin sözünü, bile bile cımbızlayıp, sanki o ilahiyatçının kendi kanaatleri imiş gibi dedikodu yapıp iftira atan koca vaizlerimizin olduğu bir memleket burası.

Öyleyse Orhan Veli’ye şu nazireyi yapmak farz oldu:
Ne Ahlaki değerler
Ne kul hakkı
Bir elinde cımbız,
Bir elinde mercek;
Umurunda mı Ahiret?

İlginizi Çekebilir

Bursalı çiftçilerden Suriye’ye TIR dolusu meyve

Bursalı çiftçiler, bu yılki öşürlerini Suriye sınırındaki mülteci kamplarında zor şartlarda hayatlarını idame ettiren savaş ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir