Tebbet Yeda PKK ve Tebbe

PKK’nın ‘bölgede hangi adımı atarsam atayım bu halk canı ile malı ile arkamdadır. Bunlar sürüdür’ gibi bir yanlış algısı çuvallamasının en önemli sebebidir. (Bu söyleyeceğim şey sadece bölge halkı ve Kürtler için geçerli değildir.) Eğer PKK yürüttüğü savaşta başarılı olsaydı ve halkın yaşam konforunu ve huzurunu bozmasaydı halkı arkasına/ yanına alabilirdi.
Oysa PKK hem başarısız oldu, hem de halkın yaşam konforunu ve huzurunu bozdu.

PKK aldığı gazla Türkiye devletine karşı yeniden başlattığı silahlı devrimci halk savaşını hem Kandil’de uğradığı hezimetten ve hem de ilçe merkezlerinde başlattığı hendeklerde ve kanalizasyonlarda boğularak kaybetmiştir. Ayrıca 6 aydır defalarca yaptığı ‘Serhildan’ çağrılarına da halktan hiçbir karşılık/ destek bulamamıştır.

Aylar önce yazmıştım: “Eğer PKK özyönetim ilan ederse Gaziantep gibi bölgeye yakın olan şehirlerimizde birkaç milyon kişilik mülteci kampları için hazırlıklı olmalıyız” PKK’nın özyönetim ilan ettiği ve çuvalladığı yerlerden halkın neredeyse tamamının kaçmış olması kuşkusuz bu söylediklerimi teyid etmiştir.

40 yıllık bir örgüt olan PKK neden halkta beklediği karşılığı ve desteği bulamamıştır? Çünkü PKK çözüm sürecini ve ateşkesi bozup yeniden silahlı mücadeleye başlamanın ahlaki ahlaki dayanağından da yoksundu. Yoksun olduğu için de halka ahlaki/ haklı bir dayanak ta sunamadı. Ve hatta o kadar özgüven /kibir içindeydi ki böyle bir ahlaki dayanağı sunma gereği bile duymuyordu.

(Tam tersini yaptı ahmaklığından dolayı)
Bu kadar çok şehit haberine rağmen şehit ailelerinden hükümete ciddi olumsuz bir tepki gitmemesini sağladı. Hükümete PKK’ya karşı her türlü mücadelesinde ahlaki/ haklı bir dayanak verdi.

Sonuç: PKK’ya gaz veren destekçileri, PKK üzerinden Türkiye’yi’ Erdoğan’ı tehdit edenler ‘artık olmuyor, bırakın’ diyecek duruma gelmişlerdir.

PKK’nın içerden ve dışardan destekçi ve tedarikçileri kendi k.çlarını kurtarma telaşına düşmüşlerdir.

PKK’nın küresel dev güçlerin başkentlerinden aldığı destek ve yardımın kibri ile girdiği kör şiddet çukuru bizatihi kendisini boğmuştur. Düştüğü bodrum ve kanalizasyonlar sesini hiçbir küresel şefaatçinin duyamayacağı ölüm çukurlarına dönüşmüştür.

PKK kazanmak için güçlü olmanın ya da güçlülerin piyonu olmanın değil de ‘haklı olmanın’ belirleyici olması gerektiğini bilemeyecek/ göremeyecek kadar müstekbirdi.

İki yıl önce şunları yazmıştım:

“Eskiden AKP’nin/ Erdoğan’ın devrilmesi için ellerinde bayraklarla sokaklara dökülüp, “Ordu Göreve’ diye bağıranların, tek umutlarını PKK’nın silahlı çatışmaya başlamasına bağlamış bir halde sarı-kırmızı-yeşil renklere bürünerek ‘PKK Göreve’ diye bağırmalarına az kaldı”
O günlerden sonra Demirtaş bu beklentilere isyan edip şöyle demişti:

”Şunu demek istiyorlar; asıl muhalefeti BDP’den değil HPG’den bekliyorlar. Neden HPG devreye girmiyor diyorlar. BDP’ye bu yüzden saldırıyorlar. Aslında BDP, AKP’nin yanında duruyor derken, HPG niye devreye girmiyor diyorlar. BDP elinden gelenin fazlasını da ortaya koyuyor. Ben de bu durumu ahlaki olarak doğru bulmuyorum.”

Demirtaş’ın o dönemlerde Ahlaki olarak doğru bulmadığı şeye sonradan neler yaşanmışsa balıklama atlamıştır.

Sonuç: ‘Tebbet Yeda PKK ve Tebbe’

Yıktı harap etti köyü.

Ankara’da meydana gelen patlamada hayatını kaybedenlere Allah’tan Rahmet, yakınlarına ve sevenlerine sabır ve metanet diliyorum.

Patlamada doğrudan veya dolaylı sorumluluğu ve desteği olan herkesi lanetliyorum.

İlginizi Çekebilir

Nereden nereye…

Türkiye’nin son yıllardaki dış politika başarısı birçok alanda ülkenin önünü açtı. Barış Pınarı Harekatı ve ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir