Canan Güleç: Yoldaş: Yaşanmayan bilgi yüktür

Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Kazım Yoldaş ve Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Şükrü Ada ile öğretmenler için yüksek lisans eğitiminin katkılarını ve tezsiz yüksek lisans programının okul yöneticisi adayı öğretmenler için önemini konuştuk. Tezsiz yüksek lisans yapan öğretmenlerin yöneticilik sınavlarında 4 puan avantaj kazandığını hatırlatan Prof. Dr. Yoldaş, “Öğretmenlerin yüksek lisans yapmaları ve kendilerini yenilemeleri, bilgilerini güncellemelerini çok önemsiyoruz. Her an ve sürekli değişim halinde yaşıyoruz. Öğretmenlerimiz uygulama alanındaki deneyimleri ve akademik bilgilerini dinamik tutmalıdır, çünkü yaşanmayan bilgi yüktür.” dedi. 

“Eğitim yönetimindeki tezsiz yüksek lisans programını tamamlamak; okullarda, Milli Eğitim Müdürlükleri ve Bakanlıkta çeşitli kademelerde görevlendirmelerde, maarif müfettişi olarak atanmalarda ön koşullardan biri.. Hatta okul yöneticiliği atamalarında Milli Eğitim Bakanlığı tezsiz yüksek lisans yapanlara 4 puan veriyor.”

ALES ve yabancı dil puanı istenmeyen Eğitim Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı, ikinci öğretim ve 1 yılda tamamlanabiliyor. Bahar yarıyılında başlayacak yeni program için, Ocak ayında kayıt başvuruları alınacak ve Şubat ayında da yeni program açılacak. 


Uludağ Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü hakkında bilgi verir misiniz? Ne zaman kuruldu ve hangi bölümlerde eğitim verilmekte?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Eğitim Bilimleri Enstitüsü 2010 yılında kurulmuş oldukça genç bir enstitüdür. Amacımız da öğretmen yetiştirme alanlarında akademik çalışma yaptırmak. Enstitümüzde 10 doktora ve 17 yüksek lisans programımız var. Beden eğitimi ve spor öğretmenliği, bilgisayar ve öğretim teknolojileri eğitimi, eğitim bilimleri, güzel sanatlar eğitimi, matematik ve fen bilimleri eğitimi, özel eğitim, Türkçe ve sosyal bilimler eğitimi, temel eğitim, yabancı diller eğitimi, ilk öğretim din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi olmak üzere 10 anabilim dalından oluşuyor. Bunların da bir kısmının doktora ve genelde hepsinin yüksek lisans programı var. 

Enstitüdeki öğrencileriniz, öğretmenler. Sizce neden öğretmenler yüksek lisans yapmalı?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Öğretmenlerimizin yüksek lisans yapmalarını çok önemsiyoruz, böylece bilgilerini güncellemiş oluyorlar ve yüksek lisanstan beklentileri ve amaçları da esas bu olmalı. Öğrencilerimiz arasında 10 hatta 20 senelik öğretmenlerimiz de var yeni mezunlarımız da var. Bizim şimdi 800’e yakın öğrencimiz var ve bunların çoğu öğretmen, akademisyen olanların sayısı çok az. Asıl amacımız öğretmenlerin yüksek lisans yapmaları ve kendilerini yenilemeleri, bilgilerini güncellemeleri. Her an sürekli değişim halinde yaşıyoruz, öğretmenlerimiz de bu hıza ayak uydurmalı. Öğrencilerine kitap okutmak, araştırma hevesi kazandırmak için kendilerinin de okuması, eğitimlerine devam etmesi oldukça etkili. Öğretmen her zaman muma benzetiliyor ya; etrafını aydınlatıp kendi eriyor, işte yanmalı ki aydınlatsın, sözü dinlensin.

ÇİFT KANATLI ÇOCUKLAR İÇİN, ÇİFT KANATLI ÖĞRETMENLER GEREK

Öğretmenin yüksek lisans yapması sınıfa, eğitim ortamına nasıl katkı sağlar?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Yaşanmayan bilgi yüktür, kulakta kalır. Kalpten çıkan kalbe nüfus eder. Değerler ve karakter eğitimi diye bir seçmeli dersimiz var. Orada sloganımız yaşanmayan değer, değersizleşir. Cumhurbaşkanımızın, MEB 2023 vizyon belgesindeki yazısını gördüm, “Eğitimin amacı aklı selim, kalbi selim, zevki selim bireyler yetiştirmektir” diyor. Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk da, “Çift kanatlı çocuklar yetiştireceğiz” diyerek akıl ve kalp ittifakına dikkat çekiyor. Milli eğitimin bu bilincini öğretmenlerimize de yansıtmamız gerekiyor ve bu şuurda öğretmenler yetiştirmeliyiz. Öz kültürümüze, milletimize sahip çıkan öğretmenler olmalarını önemsiyoruz. Akademik düzeyde de bunları özümseyen yaşayan öğretmenler olmalarını arzuluyoruz. Bu sözlerimden sakın ha öğretmenlerimizin öyle olmadığı ithamı çıkarılmasın, yüksek lisans yapmak bu amaçların gerçekleşmesinde sağlam adımdır. En azından kitap okutmak konusunda örnek olmaları için yüksek lisans yapmalarını arzuluyoruz. Yüksek lisans yapan her öğretmen akademiye gelecek diye bir şart yoktur, öğretmen kendi ders verdiği kademe ve branşta çalışırken yüksek lisanslı doktoralı öğretmenler olmaları. Marifet iltifata tabidir ve Milli Eğitim Bakanlığımız da bu konuyu özendirmek adına daha üstün bir statü tanımalı. Böyle bir adım özendirici olacaktır, sonuçta verdiği emeğin karşılığını görsün öğretmenlerimiz. 

BİLGİYİ DÖNÜŞTÜRMEK İÇİN İŞBİRLİĞİ YAPMALIYIZ

Milli Eğitim Bakanlığı ve üniversite işbirliği neden önemlidir?

Doç. Dr. Şükrü Ada: Bursa Uludağ üniversitesi bölge ile işbirliği içerisindedir, üniversite sanayi işbirliğini çok güzel başaran bir kurumdur. Hatta Bursa’mızın sanayi şehri olması dolayısıyla bu alandaki kişileri üniversiteye çağırıp önemli buluşmalara imza atan bir üniversite. Bizim eğitim fakültemizin de istihdam yeri okullarımız. Bu nedenle bizim de burada öğrettiğimiz kuramsal eğitimle okullardaki icraatı eşleştirmemiz lazım. Milli Eğitim Bakanlığımız bünyesindeki okullarımızla, öğretmenlerimizle işbirliği içinde olmamız gerekiyor. Üniversitemizin de Milli Eğitim Bakanlığı ile protokolü bulunuyor. Burada alınan teorik bilgileri stajda uygulamaya dönüştürüyoruz. Biz de enstitü olarak bu adımı bir üst seviyeye çıkarmalı, okulları öğrenen okullar haline getirmeli, birbirimizin deneyimlerinden yararlanmalıyız. Burada üst akademik anlamda bir çalışma yapılıyor, okulda da bunun uygulaması var. Bu nedenle de bilgiyi dönüştürmek için sürekli işbirliği halinde olmalıyız. öğretmenlerimizin bu konuda istekli olduklarına inanıyorum. Bilgi yenilenmezse eskiriz, en hızlı eskiyen unsur da bilgidir. Bilginin artış hızı da arttı. Bu noktada da ihtiyaç duyulan bilgiyi hızlıca dönüştürmemiz gerekir. Günümüzde robotik, kodlama, yapay zeka konuşuluyor. Artık geleceğin insanları nerede neyle ne üzerine çalışacak kurgulamalıyız. Daha hızlı farkına varıp dönüştüren okullar başarılı, dönüştüremeyenler başarısız oluyor. Bizim öncelikli paydaşlarımız öğretmenlerimizdir, onlarla birlikte paylaşmaya ihtiyacımız var. Okullarımızı etkili okul haline getirmek istiyoruz. 

ATAMALAR YÜKSEK LİSANS AVANTAJ SAĞLAYACAK

Enstitümüzde önemli alanlardan biri de eğitim yönetiminde tezsiz yüksek lisans eğitimi, öğretmenlerimize bu programın katkısı nedir?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Eğitim Bilimleri Anabilim Dalı olarak biz, yüksek lisans ve doktora programımız yanında bir de Eğitim Yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans programı açtık. Milli Eğitim Bakanımız Ziya Selçuk’un 2018 yılı Kasım ayında yaptığı toplantıda oradaydık. Hem YÖK Başkanı hem de Bakan Selçuk bu yüksek lisans programını, okul yöneticilerinde lisans üstü eğitimi son derece önemsiyor. Hatta okul yöneticilerinin tezsiz yüksek lisans eğitiminden geçirilmesi için çabaları ve programları var. Biz bu alandaki eğitim programımızı 2 yıl evvel açtık. Eğitim yönetimindeki tezsiz yüksek lisans programını tamamlamak; okullarda, Milli Eğitim Müdürlükleri ve Bakanlıkta çeşitli kademelerde görevlendirmelerde, maarif müfettişi olarak atanmalarda ön koşullardan biri. Hatta okul yöneticiliği atamalarında Milli Eğitim Bakanlığı tezsiz yüksek lisans yapanlara 4 puan veriyor. Bu da diğer adaylar arasından ayrıştırılması için önemli bir imkandır. Bunun için enstitümüzün bu alandaki tezsiz yüksek lisans eğitiminde önemli bir kadro ile görev almaktayız. 
Yüksek lisans başvurusu yeni mezun öğretmenlerimizden mi yoksa kıdemli öğretmenlerimizden mi daha fazla geliyor?
Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Yeni mezun öğretmenlerimizden de yüksek lisans eğitimi alanlar var ama çoğunluğu kıdemli öğretmenlerimiz. Çünkü yeni mezunlarda atanma kaygısı ağır basıyor, KPSS öncelikleri oluyor ama idealist olanlar da var içlerinde, akademisyen olmak isteyerek mezuniyet sonrası direkt enstitüye geliyorlar. Milli Eğitim Bakanlığında da atamalarda yüksek lisans yapmış olmak zorunlu hale gelecek ve yüksek lisans yapan öğretmenlere yeni statüler, ekonomik imtiyazlar verilmesi düşünülüyor. Öğretmenlerimizin geleceği düşünerek bu adımı atmasını istiyoruz. 

‘EĞİTİM YÖNETİMİ’ PROGRAMINDA KAYITLAR OCAK’TA BAŞLIYOR

Eğitim yönetimi alanında tezsiz yüksek lisans, verdiğiniz bilgilere göre, öğretmenlerimize önemli avantajlar sağlıyor. Halen görevli okulda aktif olan bir öğretmenimizin bu eğitim programını kazanması, katılması, okuyabilmesi nasıl mümkün olacak?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Öncelikle Eğitim Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programımıza giriş için ALES ya da yabancı dil puan şartı bulunmuyor. Bunun nedeni de, eğitim fakültesinden yeni mezun olmuş öğretmenlerimizin yanında 5-10 yıldır okullarımızda görev yapan öğretmenlerimiz de bu programı alıyor. Onların yeniden sınava hazırlanması, yeni mezunlarla böyle bir sistemde yarışması haksızlık olacaktı. Ayrıca, programın ön koşulu eğitim fakültesi mezunu olmak değil, yani formasyon eğitimini tamamlamış her öğretmenimiz katılabilir. Göreve devam eden öğretmenlerimizin de rahatça okuyabilmesi için programımız ikinci öğretim ve 1 yılda tamamlanabiliyor. 
Doç. Dr. Şükrü Ada: Bir de biz öğretmenlerimizin katılım şansını artırmak için kontenjanımızı da oldukça yüksek tuttuk. Daha fazla öğretmenimiz ve okul müdürümüzün programa katılma şansını artırmış oluyoruz. Bu sene kontenjanımız 60 kişiydi. 2018 yılında başladık ve ilk mezunlarımızı verdik, tören de yaptık. 14 öğretmen ve öğretmen adayımıza diplomalarını verdik. Onların 1 yıl ders ve 1 dönem de proje çalışması var. Bu projeleri isterlerse 1 yıllık eğitim sürecinin ikinci döneminde tamamlayabiliyorlar. Şu an bu programda dördüncü dönem öğrencilerimiz eğitim almakta. Bahar yarıyılında da yeni öğrenciler alacağız. Ocak ayında kayıt için başvuruları alacağız ve Şubat ayında da yeni programımız açılmış olacak. 

“OKULDA MÜDÜR NEYSE, OKUL ODUR”

Eğitim Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans programını tamamlayarak bir öğretmenin yöneticiliğe atanmış olması, eğitim alanında farklı kazanımlar sağlayacak mı?

Doç. Dr. Şükrü Ada: Eğitim yönetimi alanında önemli isim Prof. Dr Ziya Bursalı hocamız derdi ki; “Bir okulda müdür neyse, okul odur”. Biz okullarımızı daha rekabet edebilir duruma getirmek istiyorsak, daha etkin okul haline getirmek istiyorsak, öğrenen okul haline getirmek istiyorsak, bilgiyi sürekli dinamik haline dönüştürmek istiyorsak, çağın gerektirmiş olduğu bilişsel alandaki bilgileri kodlama, yapay zeka, 21. Yüzyıl becerilerini uygulamayı, geleceğe yönelik olan insanları yetiştirmek, gelişmiş ülkelerle rekabet edecek bireyler yetiştirmek, ürettiğimiz ürünlerimizin değerlendirilmesi için, nitelikli okullarda bilgiyi daha hızlı dönüştürebilen okul yöneticilerine ihtiyacımız var. Onlar bizden kuramı öğrenmiş olacak, bizler onlardan uygulamaya dair görüş ve değerlendirme alacağız. Böylece bilginin dönüşümü hızlanacak ve artacak. Böylece bilgi daha nitelikli hale gelecektir.

TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNE ÖZEL PROGRAM AÇILIYOR

Tezsiz yüksek lisans yapmak isteyen ancak hedefi yöneticilik olmayan öğretmenlerimizin katılabileceği bir program var mıdır?

Prof. Dr. Kazım Yoldaş: Uluslararası öğrenci sayımız ülke genelinde giderek artıyor, üniversitemizde 10 bine yakın uluslararası öğrencimiz var. Onlara Türkçe öğretmek için açılmış bir yüksek lisans programımız bulunuyor. Yabancı Dil Olarak Türkçenin Öğretimi, yeni tezsiz yüksek lisans programımız. Şuan bu alanımız aktif değil ama başvuru alma sürecine gireceğiz. Bu alanda tezli yüksek lisans programı da var fakat danışmanlık yükü nedeniyle sadece 4 kişi aldık. Tezsiz yüksek lisans programı kısımda ise daha çok kontenjan sağlayacağız. Milli Eğitimdeki öğretmenlerimizin çoğu Suriyeli mültecilere Türkçe öğretiyorlar, bunu daha akademik düzeyde bir diplomayla taçlandırabilirler. Bu programa Türkçe öğretmenlerimizi alacağız ve ileride de yine yabancı dil olarak Türkçe öğretimi alanında doktora programını açacağız. 
 

banner19

banner8