Yusuf Ulcay Cumhuriyeti!

Geçtiğimiz hafta Uludağ Üniversitesi Rektör yardımcısı Prof. Dr. Tevfik Yücedoğru, Rekltör Yusuf Ulcay tarafından görevden alınmış. Ulcay, Yücedoğru’yu yaklaşan rektörlük atamaları için karşısına aday olarak çıkması nedeniyle görevden almış. Önce istifa etmesini istemiş, istifa etmemesi üzerine görevine son vermiş. Rektörlük adaylığı için mevcut görevinden istifa etmek bir kural ve teamül olmamasına ve kendisi de aday olmasına ve görevden ayrılmamasına rağmen Yücedoğru’yu görevden almasının, adam harcamakla ünlenen Ulcay’ın, karşısında aday olunmasını ‘İhanet’ olarak algıladığına dair yorumlar yapılmaktadır. Sosyal medya sayfamda “Sen de mi Yücedoğru” diyen Ulcay’ın, yardımcısının bu hareketini ‘Şirk’ olarak değerlendirdiğini ve tevhidin önemli olduğunu yazdım.

Sayfamda yapılan yorumlarda, yaklaşan rektörlük atamalarında Allah muhafaza Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın tekrar Ulcay’ı seçmesi riskinden söz edilmesi, yaşadığım Bursa ve mezun olduğum Üniversitem hakkında endişeye gark olmama sebep oldu. Böyle bir ihtimali düşünmek bile istemiyordum. Bu yüzden, Bursa’ya ve üniversiteme karşı duyduğum sorumluluk gereği konuyu yazma ihtiyacını hissettim.

Yusuf  Ulcay, 45 yıllık mazisi ve yaklaşık 80.000 nüfuslu Uludağ Üniversitesi’ne 4 sene önce Bursa’da muhafazakar STK’ların ve hocaların oluşturduğu ‘Birlik Platformu’nun ortak adayı olarak benimsenip, Cumhurbaşkanına lanse edilmişti. Rektör olduktan kısa bir süre sonra kendisini aday yapan ruha ve çevrelere sırtını dönmüş ve arkasında ve yanındaki arkadaşlarını bir bir harcamaya başlamıştır. Genel sekreteri Prof. Dr. İsmail Sağlam’ı, beceriksizliklerine ve usulsüzlüklerine ortak olmayıp, yola çıktıkları ruh ve ilkeleri hatırlatması üzerine, şoförünü evine göndermek suretiyle görevine son vermiştir.

Sağlam, görevden alınması sonrasında yaptığı açıklamada şunları söylemiştir:
“Üst makamlara, Üniversiteyi 2023, 2053 ve 2071 hedeflerine taşıyacak ruh ile hareket edeceğimiz sözünü verdik. Bu hedefe yönelik uyarıları zaman zaman yapıyordum. Bu yönde istişare ve ekip ruhu ile hizmet üretmeniz gerektiğini vurguluyordum. Hatta bir hafta önce ekibimizden 5-6 arkadaşımızın huzurunda bu yönde uyarılarda bulunmuştum. Sonra bir daha yüz yüze görüşme imkânım olmadı.  Benim genel sekreter olup olmamam hiç önemli değil. Verilen sözlerin arkasında durulsun, yeter. Biz mutlu oluruz.”

Yine Birlik Platformu’nun üyesi olan, Uludağ Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Feridun Yılmaz, Ulcay’ın, Birlik Platformu ilkelerinden uzaklaşması, süreleri biten araştırma görevlilerinin okul ile ilişiğinin kesilmesi, atamalar ile ilgili olarak dekanlık görüşlerini dikkate almadığı gibi gerekçelerle görevinden istifa etmiştir.

İnegöl İşletme Fakültesi Kurucu Dekanı olan Prof. Dr. İbrahim Serhat Canbolat: “Dekanlık görevini bırakıp gitmem İnegöl İşletme Fakültesi ve yerleşkenin geleceği için iyi olacaksa rektör dekanlığı kendi uhdesine alarak buraya kaynak aktaracaksa şu anda burayı bırakmaya razıyım. Yeter ki, 7 yıl önce başlattığımız bu fakülte daha iyi yerlere gelsin. Şu anda mevcut konumum itibarıyla kendimi öğrencilerimin, öğretim üyelerimizin taleplerini karşılayacak pozisyonda göremiyorum.” açıklaması sonrası görevinden istifa etti.

Bursa Uludağ Üniversitesi  Rektörlüğü'nün Veteriner Fakültesi Su Ürünleri Hastalıkları Ana Bilim Dalı Başkanlığı'na, veteriner hekim yerine, biyolog ataması Fakülte dekanı ve yönetim kurulunun konu ile görüşme talebinin, Ulcay tarafından kabul edilmemesi üzerine Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Yıldız istifa etti…

Veteriner Fakültesi dekanının istifası sonrasında attığı “Havlama sesi artınca, taşı doğru yere attığını anlıyor insan!” “Büyük insanlar veda ederek gider, basit ve küçük insanlar ihanet ederek giderler” tweetleri, koskoca rektör olmuş profesörün nasıl bir halet-i ruhiye içinde olduğunu göstermesi bakımından ibret vericidir. Belki de, Genel sekreteri olan bir Profesörü, şoförünü evine göndererek görevden alındığını tebliğ etmesi ve iradesini yok sayıp randevu bile vermediği bir dekanın istifa etmesini havlama metaforu ile tavsif etmesi bizim gibi kıt akıllıların kavrayamayacağı ve ancak bir profesöre yakışan bir uslüp olarak nitelendirebiliriz!

Görev süresi boyunca hiçbir başarılı işe imza atmamış bu asabı bozuk Rektör, Uludağ Üniversitesini tercih skalasında 56. Sıraya düşürmüştür. Sosyal medya, Uludağ Üniversitesi yönetiminin yanlış uygulamaları ile ilgili açılmış taglarla doludur. Yaz okullarını kaldırması, bütünleme sınavlarını, sınav sonuçlarının açıklanmasından bir gün sonra başlatması, bütünlemeye kalan öğrencileri tembellikle suçlaması… öğrencilerin mağdur olmasına sebep olmuştur. Dengesiz ve tutarsız uygulamaları, akşamdan sabaha değişen kararları, Amerika’dan gelmekle her şeyi kendisinin en doğru bildiğine olan kesin inancı, YÖK’ün ve diğer Üniversitelerin uygulamalarının dışına çıkması ve kısa süre sonra vaz geçmesi, ne zaman çıktığının ve ne zaman vaz geçtiğinin ancak kendisi tarafından bilinmesi… öğretim üyelerini ve öğrencileri huzursuz etmiştir. Yanlış yönetim anlayışından dolayı Üniversitedeki birçok fakülteye atayabileceği dekan bulamayacak hale gelmiştir. Rektör olmasına destek veren İslami ve muhafazakar STK’lara fersah fersak uzak dururken, rotaryenler ve benzeri çevrelerin güdümüne girmiştir. Yaptığı usulsüzlükler ve yanlışlarla yargıda birçok davaya konu olmuştur… Daha birçok uygulama ve yanlıştan dolayı başından beri bir hata ve yanlış seçim olan bu kişinin behemehal görevden el çektirilmesinin elzem olduğunu düşünüyorum.

Buradan Ulcay’ı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a lanse eden Birlik Platformu’na da bir çift söz söylemeden geçemeyeceğim.
O dönemde başka bir alternatifinizin olmadığına ve mevcutlar içinde en iyi adayın Ulcay olduğuna karar verebildiğinizi anlıyorum. Buradan çok önemli dersler çıkardığınızdan da eminim. Ancak, çıkarmanız gereken en büyük dersi (15 Temmuzun da öğrettiği ders) haddim olmayarak burada yazılı hale getirmek istiyorum:
“Mensuplarını belli bir partiye oy vermeleri için yemin ettiren tıfılların, cemaat, tarikat vs lerine angaje olmuş/ iradesini ipotek etmiş/ yeminini satmış hiçbir kimse ile hiçbir yola çıkmamalıyız.”

Umuyorum ki, Bursa ve Uludağ Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyeleri için bu atama dönemi felaketten kurtuluş vesilesi olur.
Eminim ki, Bursa, işini layıkıyla yapan, dengeli, tutarlı, olgun, çalışkan, hizbine değil Milletine sadakatle bağlı olan bir rektör bulacaktır.

Değilse hep beraber müstehakkımızı bulacağız.
YORUM EKLE

banner19

banner8